Dünyanın dört bir yanından çektiği pencere fotoğraflarıyla dikkat çeken başarılı fotoğrafçı Alper Yeşiltaş ile fotoğraf sanatının gizli kalmış kapılarını araladık. Anı ölümsüzleştirerek hikayeleştiren bu çok eski sanatı İstanbul fotoğrafları aracılığıyla sanatseverlere sunan Avukat Alper Yeşiltaş mesleğinin yanında ilgilendiği bu alanı şu sözlerle anlatıyor;“ Hukuk eğitiminin ve avukatlığın hayatı öğrenmemi, fotoğrafın ise hayatı görmemi kolaylaştırdığını söyleyebilirim.”

“FOTOĞRAF, İÇİNDE BULUNDUĞU ZAMANIN EŞSİZLİĞİNİ YANSITIYOR”
Çocukluğunda evlerinde bulunan analog makinalar aracılığıyla fotoğrafla tanışan Alper Yeşiltaş, ilk dijital makinasına kavuştuğu 2003 yılından bu yana şehir manzaraları, sokak detayları, portreler ve bazen de kavramsal işler ile fotoğraf alanındaki çalışmalarımı sürdürüyor.

Çektiği fotoğrafların sırrına dair açıklamlarda bulunan Yeşiltaş;” Fotoğraf çekerken öncelikle konunun kendisiyle ilgilenmek, konuyla bağ kurup bu bağı kaydetmek çok önemli. Çerçevenin ötesine geçip konuya odaklanma yolculuğumda bugüne kadar yakaladığım fotoğraflardan bazıları, bundan büyük mutluluk duyuyorum ki, dünyanın çeşitli ülkelerinde kitapların, dergilerin, albümlerin kapağında yer aldı. Sanırım bu nedenle bilinçaltım artık, vizörden ya da ekrandan konuya bakarken, konuyu kendinden başka bir eseri de ifade edebilecek bir formda yakalamaya çalışıyor. Öte yandan fotoğraf, içinde bulunduğu zamanın eşsizliğini yansıtmaya ve zamanda geriye gitme isteği yaratmaya hep devam edecek. İnsanlar 2050 yılında, 2020 yılında çekilmiş fotoğraflarda yakaladıkları ayrıntıları birbirine gösterip hayrete kapılacak ve 2020 yılına geri dönmek isteyecek mesela. Bu insanlar, şu anda sizin etrafınıza bakıp da göremediğiniz neyi görüyor olacak, bunu değerlendirmek lazım.” Şeklinde konuşarak sık sık fotoğrafladığı İstanbul’a dair şunları aktardı;

“İSTANBUL ÇOK ZENGİN BİR ŞEHİR”
“İlk deneyimleri, ilk kez gördüğüm bir şehri, bu şehrin caddelerini, sokaklarını, insanlarını, hayvanlarını fotoğraflamayı çok seviyorum. İstanbul çok zengin bir şehir, gezilecek, görülecek sayısız noktaya sahip ve sınırları sürekli genişliyor. Ben İstanbul’da 26 yıldır yaşıyorum ve hemen her yerini gezip fotoğrafladığımı düşünüyorum fakat özellikle Instagram’da takip ettiğim yabancı fotoğrafçıların İstanbul’u (ya da Türkiye’deki başka bir şehri) ilk kez ziyaret ettiklerinde yakaladıkları fotoğrafları, onların bakış açılarını incelemeye bayılıyorum. Daha önce onlarca kez bulunduğum noktaları, orada ilk kez bulunan bir göz benim hiç görmediğim açılardan yakaladığında hayrete kapılıyorum.” Söyleşinin tamamı Kadıköy Life Dergisi Temmuz & Ağustos sayısında yayınlanmıştır.
