100 yıllık Cumhuriyet’in ikinci yarısında yaşananların duygusal ve düşünsel izdüşümlerinden beslenen görsel yapıtlardan oluşan “Yaşamı ve Yapıtlarıyla Habip Aydoğdu Sergisi”, 23 Haziran-20 Ağustos 2023 tarihleri arasında Antalya Kültür Sanat’ta izleyici ile buluşuyor. Kapsamlı bir biyografi niteliğindeki sergi, bir yandan çağdaş Türk resminin önemli ismi Habip Aydoğdu’nun sanatla yoğrulan yarım yüzyılına ışık tutarken, öte yandan izleyenleri resimleriyle Habip Aydoğdu tarihini anlatan ilham dolu bir yolculuğa davet ediyor.
Aydoğdu’nun sanatsal evriminin izlerini yaşamındaki dönüm noktalarıyla beraber kronolojik biçimde sunan sergi, izleyicileri “Yaşam Kavgası” adıyla sanatçının ilk dönem çalışmalarıyla karşılıyor. “Zamanın Ruhu” ismiyle 1989-2015 yılları arasında ürettiği eserlerin yer aldığı ikinci salonun ardından izleyiciler, “Umut” temalı üçüncü salonda 2016-2023 arasına tarihlenen, gerçeklik ile sembolizm arasında dans eden formların can bulduğu birbirinden önemli yapıtları deneyimleme fırsatı buluyor. Küratörlüğünü Elif Aydoğdu Ağatekin’in üstlendiği ve 148 yapıtın yer aldığı sergide; sanatçı hakkında farklı dönemlerde kaleme alınmış metinlerden oluşan yaşam ve sanat yolculuğu, desenler, üç boyutlu çalışmalar, fotoğraflar ve belgelerle iç içe kapsamlı bir içerik sunuluyor. Habip Aydoğdu’nun son dönem çalışmalarının da yer aldığı “2023 Karalamalar Güncel Notlar” adlı resimli günlükleri, Özgür Aydoğdu’nun etkileşimli iPad uygulamasıyla izleyiciye aktarılıyor.
Habip Aydoğdu’nun sanat yolculuğunu ve düşünce dünyasını keşfetme fırsatı sunan sergi, 20 Ağustos 2023 tarihine kadar ziyarete açık olacak. Antalya Kültür Sanat (www.antalyakultursanat.org.tr); salı-çarşamba-cuma-cumartesi günleri saat 11.00-19.00, perşembe günü saat 11.00-21.00 ve pazar günü saat 13.00-19.00 arasında ziyarete açık.

HABİP AYDOĞDU RESMİ ÜZERİNE…
Sanat Eleştirmeni Vecdi Uzun, “Habip Aydoğdu Resmi Üzerine” başlıklı yazısında şunları ifade ediyor: “Psikolojik olarak uzak nesneler soyut, daha yakın olanlar somut algılanmaktadır. Psikolojik uzaklık; zamansal olarak uzak, gelecek veya geçmiş duygusu yaratacaktır. Uzağın soyut, yakının ise somut algılanmasının sebebi, uzağın tahayyülünde zamandan ve mekândan bağımsız, değişmeyen, sabit unsurların ön plana çıkarılmasının gerekmesidir. Habip Aydoğdu resmindeki derinlik ve uzaklık hissinin temeli, yaratılan soyut kavramların varlığı yanında kırmızı ve siyah renklerin yarattığı histir.
Ressam Habip Aydoğdu’nun yıllardır uyguladığı yaklaşım gibi bu sergi ile de her bir çalışmasını bir çemberin üzerine ve izleyicisini de çemberin merkezine yerleştirerek oluşturduğu bir daire, onun anlatım dilinin başka bir ifadesidir. İzleyici, sergi esnasında dairenin merkezinden çemberin çevresine sık sık giderek/gelerek bir şeyler almalı/vermeli, mutlaka kendi içindeki kavramsal daireyi büyütüp güçlendirecek yeni bir şeyleri de merkeze bırakabilmeli ve düşünsel yarar sağlamalıdır. Akıl ve zihin işletimin sistemin yapısı doğrultusunda, bu çemberin çapının genişliği ve çemberde yer alan sanatseverin bilgisi, gücü ve direnci artacaktır.



Kavramların önemine yapılan bu açıklamalardan sonra Habip Aydoğdu’nun sergisi, bir kavramsal yığını veya kavramlardan oluşan tek bir metinmiş gibi düşünülmemelidir ve anlama süreci de buradan başlatılabilir. Bu kavrayışı edindikten sonra da Hermeneutik Döngü’nün içinde ormanını kaybetmiş bir ağaç gibi dönüp durmayı göze almak oldukça önemlidir. Çünkü ne kadar metinler arası bir okuma yapılırsa yapılsın, döngüsel süreçte ‘anlam’ın neresinde durduğumuzun keşfi pek de mümkün değildir.
‘Dilimin sınırı, dünyamın sınırıdır.’ ifadesinden hareketle; ‘Okuma-Okuduğunu Anlama-Düşünme-Analiz Etme-Düşünce Oluşturma-Düşünceyi Ortaya Koyma’ zincirinin de sağlanması için Habip Aydoğdu resimlerinde mevcut kavram zenginliğini yakalayabilecek güncel dil birikimi ve dil felsefesine sahip olmak gerekir. Her biri bizim için açık ve ‘Açık Yapıt’ olan çok katmanlı resimleri, yüzey yapı/derin yapı ilişkisi ile çoğul okumaya müsait anlam düzlemleri oluşturur. Yüzey yapı gösterenlerinin derin yapıdaki karşılıkları (gösterilenleri), okuyucuya kendi birikimine göre bir anlam boyutu açar. Metaforik dokulu bu tip metinlerin tüm katmanlarıyla çözümlenebilmesi, sanatsever ile Habip Aydoğdu resimleri arasında kültürel ittifakın var olmasına bağlıdır.


Resimlerdeki ana fikrin bulunmasında, düşünce akışının hangi yöne doğru olduğunu bulmak çok önemli bir kuraldır. Anlatım tekniği olarak düşünce akışının genelden özele gittiği paragraflarda, tümdengelim tekniğiyle yazılmış yazılarda ana fikir net olarak ortadadır. Tümevarımda, düşünce akışının özelden genele gittiği parçalarda ise ana fikir detaylarda gizlidir. Az renk ve figür ile yaratılan Habip Aydoğdu resimlerinde, soyut kavramlarına sahip sanatseverlere tümdengelim yoluyla anlatım dili kullanmaktadır. Gerek sergi gerekse her resim için yapılan açıklamalar, izleyicinin yolunu ve ulaşabileceği hedefini ortaya koymaya yardımcı olmaktadır.
Netice olarak; kavramların öğreniminde, kavramların içerik öğelerinin açıklanması etkili bir öğrenme için önemlidir. Tam ve eksiksiz öğrenilen kavramlar, öğrenme niteliğini artırmaktadır. Yanlış ve eksik öğrenilen kavramlarla ya aşırı ve dar genellemelere ya da yanlış kavramsallaştırmalara ulaşılır. Kavramlar arasındaki ilişkileri görmek, farklı bakış açılarıyla bir kavramı tanımak ve doğrusal olmayan bir içerikle kavramları öğrenmek, bilişsel esnekliklerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Kavramların içerik öğelerinin açıklanması, kavramların tam ve eksiksiz öğrenilmesine ve bilişsel esnekliğin gelişmesine katkıda bulunarak sanatın, bilimin ve felsefenin daha nitelikli öğrenmesine yardımcı olacaktır. Habip Aydoğdu, daha önceki sergilerinde olduğu gibi bu sergisinde de sert mesajlarla aklımıza doğrudan temas ederek düşünmemizi sağlamaya çalışmaktadır. Sanatseverlere düşen görev ise öncelikle sanat çalışmalarındaki kavramları anlama çabası içinde olmaktır.”
