Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Antik Yunan’da estetik anlayışı

Sanat, düşünceleri duyguları uyumlar, bağlantılar ve oranlar ile ifade edebilme

Sanat, düşünceleri duyguları uyumlar, bağlantılar ve oranlar ile ifade edebilme yaratıcılığıdır. Sanat kelimesini sınırlı anlamı ile ifade edersek, genellikle plastik ya da görsel denilen sanatlara bağlamak mümkündür. Tüm sanatların ortak özellikleri bulunmaktadır. Sanat, insan elinde biçimlenen, duygu ve düşünceler ile şekil alan, güzellik ögesi taşımakta ve dolayısıyla bir anlaşma aracı olmaktadır. Sanatı konu alan birimlerin sayısı oldukça fazladır ve bu durum sanatın barındırdığı sayısız kavramların zenginliğine bağlı olmaktadır. Bu alanlar arasında önemli yer tutan sanat felsefesi veya estetik olarak bilinen alandır.

Estetik dediğimiz alan, sanat denemeleri, uygulamaları, araştırmalarının üzerinde yer alan duygu ve düşünce planını kuramsal şekilde incelemektedir. İnsanın estetik yargıları çeşitli faktörlerin etkisi altında şekillenmektedir. İnsandaki hoşlanma duygusunun özellikle sanat eserleri üzerindeki yoğunlaşma tarzı estetik alanın incelemeleri arasındadır. Estetik kelimesi Yunanca “Aistheticos”, algı duyu, duyum gibi anlamlar içermektedir. Estetik kelimesini ilk kez belirli bir bilim dalını belirtmek için Alman felsefeci A. Baumgarten (1714- 1762) kullanmıştır. Duyum ve algı yoluyla insanın güzel olanı kavraması Antik Çağ’dan beri felsefecilerin ilgi konusu olmuştur. Estetik, felsefeden ayrılan bir disiplin olup, diğer adı sanat felsefesidir. Yunan felsefesi, estetik, etik politika ve tragedya problemleri ile birlikte tartışılmıştır.

Eflatun (M.Ö 427-348), yaşadığı çevresinde sanat eserleri ile ilgilenmiştir. Onların yaşadığı yıllarda dönemlerde başlıca Yunan tapınakları ve ünlü heykeltraşların yapıtları ayaktaydı. Eflatun, çeşitli eserlerinde güzelliğin iyilik, fayda gibi kavramlarla olan ilişkilerini incelenmiştir. Onun öğrencisi olan Aristo (M.Ö 384-322), güzelliğin kurallarını bu dünyada maddi yapıda aramış, güzelliği sanat nesneleri üzerinde incelenmiştir. Bu özellikler, simetri ve sınırlılıktır. Tabii ki bu yaklaşım oldukça matematiksel olup, burada güzel olan şey, parça-bütün ilişkilerinin özelliğine bağlı olarak düşünülmektedir. Yunan estetiğinde güzellik, var olan şeyin sıfatı olmakta, varlığın iç iç düzeni veya çeşitli varlıkların birbirleri ile olan uyumlu birlikteliği güzelliği vermektedir. Plotinos (MS 205- 270) adlı Romalı felsefeci ise güzelliği metafizik ve psikolojik yönleri ile ele almıştır. Her varlık biçim ve maddeden oluşmaktadır. Plotinos’a göre “güzel” kavramı uyumda parlayan şeydir. Madde ise ruhun biçimidir, biçimle birleşmiş olan madde güzeldir.

Antik Yunan'da estetik anlayışı

Bir taş parçası ile heykelin ayrıcalığı da burada yatmaktadır. Eski Yunan felsefecilerin, nesnelerin içerdiği güzelliğin duyumla elde edilen basit bilgilerin üzerinde olduğunu, sanattaki güzelliğe yaklaşımın metafizik olduğunu hissetmişlerdir. Bu estetik anlayış Yunan dünyası ile birlikte kaybolmamış, etkisini Rönesans’a kadar sürdürmüştür. Roma çağında estetiği kendi başına konu alan çalışmalar olmamış, Yunan estetiğine dönüşler kimi zaman görülmüştür. Roma döneminde uygulamalı sanatlar ile teknoloji ön plana çıkmıştır. Ortaçağ Avrupa’sında sanatın ele alındığı konu önem kazanmıştır.

Aurelius Augustinus (354-430), isimli düşünür antik felsefenin izlerini taşırken aynı zamanda Hristiyan estetiğinin etkilerini de göstermiştir. Augustinus’a göre uyum ve birlik önemlidir. Uyum ve orantı birliği göstermektedir. Görülen nesneler birliğe yönelmekte, güzel olmakta, güzelliğin ölçüsü de birliğin gerçekleştirilmesi derecesine bağlıdır. Düzeni bir bütün olarak birbirine bağlayan sayılar, düzeni ve güzelliği oluştururlar.

Antik Yunan'da estetik anlayışı

Skolastik felsefenin temsilcisi Aquinolu Thomaso (1224-1274), Yunan estetiğinin kuramsal sonuçlarını, görüntü, biçim gibi kavramları tartışmıştır. Estetik konusuna mistik etki altında yaklaşmıştır. 13. yüzyıl, Gotik katedrallerin yükseldiği, edebiyat ve resim sanatının geliştiği bir dönemdir. O’na göre, güzelliği oluşturan düzendir. Sanatta ve doğada birlik parlamazsa, kısımlar birbirine uygun ve bağlı değilse, güzellik olmamaktadır. Güzellik kavramı, eski Yunan’da doğmuş ve felsefenin de kaynağı olmuştur. Bu felsefe, antropomorfik bir felsefe olup, insani değerleri yükseltmekte ve tanrıları insanlar olarak görmüştür. Sanat, din ile doğanın en yüksek değeri olan insan yüceltilmiştir. Klasik sanatta Melos afroditi örneğindeki gibi insanların ideal ve mükemmel örnekleri, mükemmel ölçülü ve biçimli, saf, asil halleriyle güzelliği temsil etmişlerdir. Bu güzellik anlayışı Roma’ya geçmiştir. Rönesans’ta yeniden canlandırılmıştır.

Sanattaki biçim öğelerinin insandaki karşılığı güzellik duygusudur. Yunan felsefesinin çok erken dönemlerinden biri insanlar, sanatta bir geometri kanunu oluşturmaya çalışmışlardır. Çünkü, güzellik ahenk olduğuna göre, ahenk de orantıların gözetildiği ve bu orantıları değişmez olduğu noktasını ifade etmektedir. Altın Oran olarak bilinen geometrik orantı yüzyıllar boyunca sanatın sırlarını açıklamıştır. Altın Oran sadece sanatta değil, doğadaki her şeye uygulanmış, kimi zaman da dini bir saygınlık kazanmıştır.

Uyum ve güzellik, Antik Yunan estetiğinde birbirinden ayrılmayan kavramlar olmuştur. Ortaçağ’da yüce kategorisi ön plana çıkarak önem kazanmıştır, güzel duygusunu ikinci plana atmıştır. Ortaçağ’da güzellik anlayışı insan vücudunun biçimlerini gizleyen papaz kıyafetlerinde kendisini göstermiştir. Bu şekilde insan vücudunun güzelliğinin yaşamın hazzı ile gösterilmemesi sadece tanrısalda ve öteki dünyada güzelin incelenmesi gerektiği düşüncesi önem kazanmıştır. Rönesans’ın ünlü hümanistleri, bu dinsel-güzel görüşlere ve insanın aşağılaştırılmasına tepki göstermişlerdir. Bu dönem estetiğinde dünyevi gerçek güzellik ortaya konulmuş, insan, manevi nitelikleri ve fiziksel etkinlikler ile sanatta güzelliğin ölçütü ve ideali olarak görülmüştür. Klasisizm estetiği ise güzel kavramına kutsal görüşler getirmiştir.

Kaynakça

  • Ziss, A., Estetik, Çev., Yakub Sahan, Hayalperest Yayınevi, İstanbul, 2016
  • Read, H., Sanatın Anlamı, Çev. Nusin Asgari, Hayalperest Yayınevi, İstanbul, 2014
  • Mülayim, S., Sanata Giriş, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul, 2008