Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Benim gelinciklere borcum var!

Gelincik resimleriyle bilinen Ressam Hikmet Çetinkaya kendisine karşı ‘Neden hep

Gelincik resimleriyle bilinen Ressam Hikmet Çetinkaya kendisine karşı ‘Neden hep gelincik resmi yapıyorsun?’ diyenlere sayfalarımız aracılığıyla cevap verdi… Buyurun:

Hep gelincik yapıyorsun, bıkmadın mı?

Birazda başka konular çalışsan nasıl olur?

Kaç yıldır gelincik çalışıyorsun, nasıl yapmaya başladın?

Size okulda sadece gelincik yapmasını mı öğrettiler?

Bu soruların, sonuna ha ha haaa, hi hi hiiii lerle kurulan cümleler, uzar gider.

Bana akıl verenler, önerilerde bulunanlar, yolumu açanla, bana ışık olanlar (!)

Siz yokmusunuz siz, her şeyin en iyisini bilenler, benim bile düşünemediğimi düşünenler…

Arkama dönüp baktığımda unutmamam gerekenler var…

Resim bölümü sınavlarına girmek için Ankara’ya geldiğimde sokakta kaldığımı, terminalde sabahladığımı hatırlıyorum…

Haaa; lokantadan ekmek çaldığımı da hiç unutmadım…

Siz hiç aç kaldınız mı, çaresizlik nedir bilir misiniz?

Boşverin bilmeyin, aklınıza bile getirmeyin, iyi bir şey değil. Üniversitede arkadaşlarım bana isim takmışlardı “Kömür”

Neden mi?

Gündüz, Gazi Üniversitesi Resim Bölümünde okuyorum, geceleri ise TKİ, Kömür İşletmelerinde gece bekçiliği.

Kömür aşağı, kömür yukarı…

Çok vefalıdırlar biliyor musunuz?
Zaman geçti, yıllar yılları kovaladı, başarı başarıyı getirdi, okyanus ötesi ülkelere gittim. Yalnız gitmedim ama; fırçalarım, boyalarım, tuvallerim, resimlerim ile beraber gittik.

Çok vefalıdırlar biliyor musunuz? Biz zaten hep beraberdik, hiç ayrılmadık, beni hiç yalnız bırakmadılar..

18 farklı ülkeye gittik, Avustralya’dan, Kanada’ya…. Çin’den, Amerika’ya… Tayvan’dan, Malta’ya bütün Avrupa ülkelerini, Dünya’yı gezdik hep beraber..

Bütün bu ülkelere Türkiye Cumhuriyeti Devleti sponsor oldu. Sergiler, konferanslar, canlı performanslar, söyleşiler… Özellikle Dışişleri ile Kültür ve Turizm Bakanlıkları destekledi. Doğaldır ki gittiğim her ülkede Türkiye Cumhuriyetini temsilen gittiğim için Türk Bayrağımız asılırdı ve İstiklal Marşımız okunurdu.

Onlara; Atatürk’ü, Çanakkale’yi, Mevlana’yı, Yunus’u, Nazım Hikmet’i, Ahmet Arif gibi değerlerimizi anlatmaya çalıştım, dilim döndüğünce…

Çalışmalarım değer görülerek, birçok ülkenin müzelerine kabul edildi.

Bak az daha unutuyordum, bütün bunlar yetmedi, çalışmalarımdan ötürü birde Kanada Devleti bana vatandaşlık verdi. Kanada – Toronto’ya yerleştim, atölye açtım. Şu an eşim ve çocuğum Toronto’da, küçük oğlum Doruk orada okula gidiyor. Ben de gidip geliyorum…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında Kanada Devletinin de fonlarından yararlandım, destek gördüm…

Çok çalıştım, çok kazandım, çok param oldu. Ama bir sorun vardı, geçmişte çok param olmadığı için, para ne işe yarar bilmiyordum. Hala da bilmem, parayla işim olmadı hiç.

Bütün bunları bana sağlayan gelincik çalışmalarım oldu. şimdi bana diyorlar ki, bırak artık, bıkmadın mı, başka konular çalış, değiştir bunları…

İnsan kolunun birisini, kesip atabilir mi; yüreğini değiştirebilir mi; geçmişini unutabilir mi; hatıralarından kurtulabilir mi; vefasızlık gösterebilir mi?

Gelinciğin felsefesi, unutmamak, hatırlamak, vefadır

Ben çalışmalarımı çok ama çok seviyorum. İçinde yaşıyorum, kayboluyorum. Ben çok mutluyum. Başkaları beğenmeyebilir, başarılı bulmayabilir, espri konusu yapabilir, ciddiye almayabilir, gülebilir, basitleştirebilir, ucuzlatabilir…

Dilediğinizi düşünmekte, konuşmakta serbestsiniz, özgürsünüz. Bilmelisiniz ki bu tür söylemleri ciddiye almıyorum. Hiç kimsenin de aklına, görüşüne ihtiyacım yok. Ben kendimi çok beğeniyorum, çok başarılıyım ve de çok iyi bir sanatçıyım.

Beni en iyi anlayanlar kimler biliyor musunuz?

Beni en iyi anlayanlar kimler diye sık sık kendime sorduğum oluyor. Cevabım ise hep, arkasına dönüp baktığında unutamadığı, hatırladığı anıları olanlar, vefalı olanlar olarak görüyorum.

Ne diyor Ahmet Kaya, Siz benim neler çektiğimi / siz benim nasıl yandığımı /nereden bileceksiniz….

Ne oldu gidiyor musunuz? Sizden bir ricam var, giderken;

BENİ ÇALIŞMALARIMLA BAŞ BAŞA BIRAKIN…

BENİM GELİNCİĞE BORCUM VAR…