Tarzını yansıtırken insan doğasının inceliklerine vurgu yaparak, derin anlamları estetik bir yol ile sunmayı amaçlayan Ressam Betül Tatar ile bir röportaj gerçekleştirdik. Sanatı yalnızca bir görsel dil değil; derinlerde bir öz keşif, dönüşüm ve aktarım aracı olarak nitelendiren Tatar; “Benim bakış açıma göre izleyici, bir resme baktığında kendinden bir parça görmeli. Dolayısıyla resimlerimin sadece benim değil, onların da bir parçası olmasını isterim” dedi. Keyifli okumalar…
Tanımlanması pek de kolay olmayan sanat kavramına yaklaşımınız nedir?
Sanata olan yaklaşımımın ve sanatı kullanış biçimimin biraz daha derin bir yerden olduğunu söyleyebilirim. Sanat benim için yalnızca bir görsel dil değil; derinlerde bir öz keşif, dönüşüm ve aktarım aracıdır. Yaratım sürecimde hissettiğim akış, bana her seferinde yeni şeyler öğretiyor ve içsel dünyamda gizlenmiş kapıları aralıyor. Deneyimlerim dolayısıyla sanatı, hem kişisel yolculuğumun ve kendimi keşfetme sürecimin bir parçası olarak hem de keşfettiklerimi aktarmak için renkli bir aracı olarak görüyorum.

Bir eserin kompozisyonunu oluşturma süreciniz nasıl gelişiyor? Kompozisyonu oluştururken benimsediğiniz teknik detaylar nelerdir?
Benim için bir eserin kompozisyonu, düşünsel bir süreç ve içsel bir derinleşme ile başlar. Hem görsel hem de anlam itibari ile beni tatmin eden bir kurgu oluştuğunda ise resmetmeye başlarım. Kompozisyonlarımda figürü merkeze yerleştirmeyi tercih ediyorum. Bu yaklaşım, izleyicinin ilgisini doğrudan eserin kalbine yani insan figürüne çekiyor. Görsel olarak odağın insanda olması, eserdeki anlatım ile de bütünlük sağlıyor. Aynı zamanda kompozisyonda genel bir simetri ve uyumu da gözetirim. Detayları birbirleri ile bağlantılı olacak biçimde kurgulamaya özen gösteririm. Ayrıca, güncel resimlerimde derinlik algısını yaratmaya da özen gösteriyorum. Görsel olarak etkileyicilik ve gerçekçilik sağlayan derinlik algısı, aynı zamanda anlatım itibari ile belirli bir süreci yansıtmama da olanak tanıyor. Bu yaklaşım, izleyicinin hikayenin içine girmesine olanak tanıyan zengin bir anlatım sunmakta faydalı oluyor. Kısacası, kompozisyonlarımda estetik ve anlam arasında güçlü bir köprü kurarak, izleyiciye etkileyici ve katmanlı bir deneyim sunmayı amaçlıyorum.

Sanatınızı yaratma sürecinde bilinçli bir yaklaşım mı benimsiyorsunuz yoksa eserleriniz, adeta bir rüya aleminde gibi, bilinç dışının özgür akışına mı teslim oluyor?
Yaratım sürecimde her iki yaklaşımı da iç içe geçiriyorum. İlham noktam, ruhsal bir akışın getirdiği anlık ve özgür imgelerle besleniyor. Bu akış, doğaçlama ve bütünsel bir yaratım enerjisi sağlıyor. Aynı zamanda duygularımın, hayallerimin ve içsel sorgulamalarımın kapılarını aralıyor. Ancak, bu akış ile gelen ilhamları tuval üzerinde somut bir ifadeye dönüştürürken, teknik ve görsel etkileyicilik kısmını özen ve bilinçle işliyorum. Bu aşamada, sanatımın izleyiciyle kuracağı diyalog için belirli estetik prensipler devreye giriyor. Sonuç olarak, eserlerim hem ruhsal bir akışı hem de bilinçli, dikkatlice kurgulanmış teknik unsurları bir arada barındırıyor.

Resimlerinizde soyut anlatımlar kullandığınızı biliyorum. Bu anlatımlar sizin için kişisel bir anlam taşıyor mu, yoksa izleyiciye açık bırakılan bir yorum alanı mı sunuyorsunuz?
Sanatın yorumlanmaya değer unsurlar sunmasını önemsiyorum. Bu noktada soyutlamalar önemli rol oynuyor. Eserde yer alan detaylar, benim mana dünyamın birer karşılığı olarak ortaya çıkıyor ve elbette kişisel anlamlar taşıyor. Bunun yanı sıra benim bakış açıma göre izleyici, bir resme baktığında kendinden bir parça görmeli. Dolayısıyla resimlerimin sadece benim değil, onların da bir parçası olmasını isterim. İzleyicilerin eserlerimi yalnızca görmelerini değil, aynı zamanda hissetmelerini de önemsiyorum. Benim anlatımım kadar, izleyicinin bu anlatımı yorumlama özgürlüğü de önemlidir. Bu yorumların paylaşılmasının karşılıklı besleyici olduğunu sıklıkla deneyimliyorum. Bu sebeple, sanatımın çoklu anlamlara ve zengin yorumlara açık bir alan olmasını arzuluyorum.

Tarzınızı nasıl yansıtıyorsunuz? Özellikle nü resim çalışmayı tercih etmenizin bir sebebi var mı?
Tarzımı yansıtırken insan doğasının inceliklerine vurgu yaparak, derin anlamları estetik bir yol ile sunmayı amaçlıyorum. Eserlerimde gerçekçi teknik uygulamaları ve gölgelendirmeyi, soyut anlatım unsurlarıyla harmanlayarak izleyiciye etkileyici ve katmanlı bir deneyim sunmayı umuyorum. İnsan doğasını en çıplak haliyle, örtüsüz biçimde aktarmak istediğimden ötürü, genellikle figürleri nü resmetmeyi tercih ediyorum. İnsan bedeninin çıplaklığı; en temel anlamıyla gerçekliği, doğallığı ve saflığı simgeliyor. Eserlerimdeki çıplaklık, hem fiziksel hem de ruhsal olarak insanın savunmasızlığına dikkat çekiyor. Aynı zamanda estetik anlamda da çekicilik sağlıyor. Bu da hem görsel hem mana itibariyle tam olarak yaratmayı hedeflediğim etkidir.

Sanat yolculuğunuz boyunca, geçmişteki çalışmalarınız ile güncel eserleriniz arasındaki dönüşümün sebebi nedir? İleride eserlerinizin tarzı yeniden değişkenlik gösterebilir mi?
Bu dönüşümün önemli sebebi, sanatımın da benimle birlikte evriliyor olmasıdır. Benim içsel halimdeki değişiklikler ve yaşadıklarım, beni dönüştürdüğü gibi sanatımı da dönüştürüyor. Eserlerimi objektif bir gözle incelediğimde, yapıldığı dönemin ruhunu yansıttığını görebiliyorum. Örnek vermem gerekirse; hayalci olduğum dönemlerde yaptığım eserler stilize ve gerçek dışı tarzda iken, yaşadıklarımın beni daha realist bir insana dönüştürmesini takiben yaptığım eserlerin daha gerçekçi tarzda olduğu çok açık. Benden doğan bir eserin, benden izler taşımaması düşünülemezdi. Sanatımın önümüzdeki süreçte daha ne kadar evrileceğini ise ben dahi ön göremem. Ben geliştiğim ve dönüştüğüm sürece, sanatımın da dönüşüm göstereceğine dair ancak tahminde bulunabilirim.
