Bodrum Sanat ve Antika Fuarı ‘nın beşinci yılında, gelenekselleşme yolunda emin adımlarla yürüyen fuarın bu yıl ilk edisyonunu gezme imkanı buldum. Yurt dışında yaşamam sebebiyle hep duyduğum ama izlememiş olduğum bu fuarı ziyaret ettiğimde, doğrusu sürprizlerle karşılaşacağımı tahmin etmiyordum. Küreselleşme bağlamında hayatta kalmak için mücadele eden sanat piyasası, oyuncularına Bodrum’daki bu fuarda destek sağlamayı başarmış görünüyor. Kısaca, sanat pazarı Bodrum’da güvenli limanlarda izlenimi veriyor.
Dünya geneline baktığımızda, pandeminin yarattığı iki ya da üç yıl boyunca süren suskunlukla yıldızları olmayan bir boşluk oluştu. Marketing’i başaramayan deneyimli sanatçılar, genç sanatçılar ve yerleşik sanatçılar için sanat pazarında net bir yavaşlama olduğu gerçeğini fuarda da görmezden gelemeyiz. Bununla birlikte pandemi öncesinde başlayan ve devam eden çağdaş sanat fuarlarındaki içi boşaltılmış, tükenmiş, başına buyruk kalmış, sözü, özü olmayan eserleri/sanatsal çalışmaları gördüğümüzde, sanatçıların da biraz tıkandığına kanıt olarak görmekteyiz.



Bu düşüncelerle ziyaretine gittiğim Bodrum Sanat ve Antika Fuarı ‘nda 40 galeri, 20 antikacı ve 780 sanatçı yer almaktaydı. İki kattan oluşan fuarda giriş katı galerilere, antikacılara ve birkaç sanatçının kişisel alanı olarak yer verilmişken, alt kattaki alan sanatçıların eserlerini tek başına sergileyebildikleri alanlar olarak düzenlenmişti. Oldukça yüksek izleyici sayısına ulaşmış olması beni umutlandırdı. Yaşadığımız ekonomik zorluklar sürecinde sanata olan ilgi ve destek güzeldi.
Gelelim neden sürprizlerle karşılaştığıma. Sürpriz neydi ve bir fuarda sürpriz ne olabilirdi ki? Yaz döneminde sanat da biraz tatile çıkar biliriz ve hiçbir sanatçı yaz döneminde sergi açmayı tercih etmez, çünkü ziyaretçisi ve dolayısı ile satışı az olur. Bodrum’da da sıcakta, deniz, havuz ve tatil rehaveti ilk sıralarda yer alıyorken, sanata ilgi ne kadar olabilirdi?



Girişte ilk sürpriz, bu dolu dolu ilgiydi açıkcası. Kalbim kocaman bir mutlulukla doldu. Sonra ilk olarak eserlerini ve çalışmalarını çok yakından takip ettiğim Cahide Erel eserlerine sabırsızlıkla yönelirken, gözüme yolda çarpan eserlere “Yok canım değildir! Esinlenilmiş çalışmalardır belki ama bu kadar da olmaz ki!” düşünceleriyle ve şaşkınlıklarıyla yol aldım.
İkinci sürpriz, tekniğini iyi bildiğim, oldukça zor bir sanat olan ve Türkiye’de pek bilinmeyen emaye sanatının mükemmel örnekleriyle karşılaştım. Limoge’da ziyaret ettiğim emaye sergisinde -ki bu sanat orada çok yapılmakta- Emaye Müzesi’nin dahi olduğu bir yer olması sebebiyle çok iyi emaye eserleri izlemiştim. Cahide Erel’in emaye eserleri, tekniğe çok hakim olduğu anlaşılan, olağanüstü çalışmalardı. Cam sanatı konusunda bir duayen olan Cahide Erel’in dış mekan cam eserleri ise büyüleyici büyük ebat eserlerdi, görülmeye değerdi.




Üçüncü sürpriz, hani o “Yook canımm, değildir” dediğim eserlerle yüzleşmelerim! Kimlerin eserleri yoktu ki… Değerli hocamız Devrim Erbil’in eserlerini hemen her fuarda görmeye alışıktım ve tabi ki birbirinden değerli ve güzel eserlerdir, ancak görmekten şaşırmadım, beklediğim bir şeydi. Ama açıkcası diğer duayenleri beklemiyordum nedense…
Müzayedelerden takip ettiğim eserlerle karşı karşıyaydım. Hayranı olduğum Mehmet Güreli eserleri, Neşet Günal, Nuri İyem’in muhteşem portreleri, Ergin İnal, Bubi, Mustafa Ata, Mahir Güven, Komet, Şahin Paksoy, Ahmet Güneştekin, Abidin Elderoğlu, Kadir Ablak’ın çok başarılı İstanbul betimlemeleri, Yalçın Gökçebağ, Fransız ekolünün en önemli temsilcilerinden Fikret Mualla’nın lezzetlerine benzettiğim çok güzel bir Mustafa Ayaz eseriyle ve isimlerini sayamadığım daha birçok iyi sanatçının eserlerine ilk katta karşılaştım. Benim için tam bir sürprizdi ve ustaların eserlerini birebir gözle görmek her zaman büyük keyiftir.



Bir kere hakkını teslim etmem gerekir ki fuarda “Bu ne ama yaa, artık gerçekten zırvalamışsınız” diyeceğim bir eserle/çalışmayla karşılaşmadım ki bu konuda biraz acımasızımdır, dilimin kemiği yoktur yazarım 😉 Alt katta galeriler yoktu, sanatçıların kendi alanları vardı. Genç sanatçılar, amatör sanatçılar ve sanatını çoktan ispat etmiş sanatçıların eserleri, bir arada birbirini dengeliyordu. Her iki kattaki üç boyutlu seramik eserler ve heykeller hakkında ise özellikle seramik sanatçısı Zeynep Berkel’in eserleri ve Seval Koşal’ın deniz kabukları heykelleri, dikkat çekenler arasındaydı.
Sanat eğitimi almamış iki genç mühendis sanatçının ürettiği heykeller güzeldi ve ileride daha özgün işler çıkartabileceklerine dair ip ucu veriyordu. (Murat Arpacıoğlu, Mehmet Çırak). Tekstil sanatına fuarlarda pek az rastlanır. Tekstil sanatçısı olarak kumaş üzerine yapılmış kolaj büyük ebat eserler dikkatimi hemen çekti. (Sevestet Alisipahi Sakar)Sergilediği portrelerde ustalığıyla sanatını çoktan ispat etmiş sanatçılardan biri olarak Aynur İşler de dikkat çeken sanatçılardandı.
Demos Fuarcılık tarafından düzenlenen, Bodrum Belediyesi’ne ait Herodot Kültür Merkezi’nde 6-9 Temmuz 2023 tarihleri arasındaki ilk edisyonunu izlediğim Bodrum Sanat ve Antika Fuarı, 24-27 Ağustos 2023 tarihlerinde ikinci edisyonu ile sanatseverlere tekrar kapılarını açacak. Kaçırmayın derim…
Günseli Toker
@gunseli_art_t – www.gunselitoker.com






