Sanata ve sanatçıya değer veren dostlar, yaşadığım şehir Bursa’da “güzel sanatlar” ile ilgili yazı ve yazan bulmak çok zor. Şehrimizde sanat adına olumlu ya da olumsuz nelerin olduğundan pek fazla haberimiz olmuyor. Ben sizlere sanat adına gördüklerimi ve görmek istediklerimi aktarmaya çalışacağım. Bu yazıyı yazmadaki amacım; resim sanatına katkıda bulunmak, Bursa’da resim sanatının durumunu ortaya koymak, olumsuzlukları belirleyip, durum tespiti yapmaktır. Elbette alkışlanacak, takdir edileceklerin de altını çizmemiz gerekir.
Eski Bursa’da sanata ilgi vardı, sanata ve sanatçıya saygı vardı. Ressamlar Sokağı’mız vardı, Tophane’ye çıkarken solda; burada aklıma gelen Çoban Ressam Süleymen Şahin, Kemal Topçu, Fatih Sarmanlı, Bayram Saltabaş, Ertuğrul Topsakal, Metin Karnisoğlu, Ressam Rafet abiler, Çanakkaleli kardeşler, merhum Ozan Ressam Muzaffer Genç, merhum Ressam Sezai Özdemir… Karikatüristler vardı, Taffun Şapolyo gibi… İsmini unuttuğum ressamlar, karikatüristler Bursa’mızın neşesi ve gözbebeği, kalbi idi.
Sanat galerilerinden başlarsak; galeriler hem şehir içi hem de şehir dışındaki kaliteli sanatçıları desteklemeli, onları sanat alıcısı olmaya müsait zümrelerle buluşturup tanıştırmalı. Bursa’da resim satın alan bir kesim var. Burası büyük bir sanayi şehri. Bu kişiler İstanbul’dan resim satın almakta, Bursalı ressamlar da İstanbul’da sergi açıp, resim satmaktalar. İstanbul’dan resim satın almak, alıcıya daha pahalıya gelmektedir. Tam da bu noktada galeriler Bursa’mızın bu eksiğini kapatmalı, sanata destek olmak adına ünlü sanatçıların sergilerini açmalı ve sorumluluğunu yerine getirmelidir.


Bursa’da galeriler mutlaka şehrimizdeki Güzel Sanatlar Akademisi, Eğitim Fakültesi Resim Bölümü, Güzel Sanatlar Lisesi ile diyalog halinde çalışmalıdır. Bu okullar, bazı derslerini gerekli izinler alınarak galerilerde de yapabilmelidir. Galeriler, şehrimizdeki üniversilerden kendilerini soyutlamamalıdır. Ne yazık ki sanat galerilerimiz hiçbir önemli sergiye yer vermemiş, verse bile bunu nasıl duyururum da daha çok kişi bu sergiyi gezer kaygısını hiç taşımamış, hiçbir etkinliği sanatseverlere duyurmamıştır.
Bursa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, sanat adına birçok unutulmaz sergiye ve çalışmalara ev sahipliği yapmış, hatıralarla dolu eski ve güzel bir mekan. Sanırım 1966’da hizmet vermeye başlamış. Bu galeride Ressam Şefik Bursalı’ya ait orijinal tablolar, Tankut Öktem imzalı Anadolu Başları Heykeli, Madenciler Heykeli, Ekin Erman imzalı nü heykeller vardı. Acaba onlar şu an nerede? İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün bu konuda çalışma yapması gerekmez mi? Yoksa o heykellerden bazıları nü olduğu için mi ortadan kayboldu acaba? Eğer öyleyse, bu nedenle kaybolmasını normal mi karşılamalıyız? Bu galeride rahmetli Selçuk Günay Hocamla seçici kurul olarak görev yaptık, galeride çıtayı yükselterek çok kaliteli sergiler açtık. Devlet Sanatçısı Devrim Erbil’den tutun da gelmiş geçmiş Türk özgün baskı resim ustaları sergilerini açtık ve resim kursu verdik. Günümüz ressamlarından bazılarını yetiştirmiş olduk.
Seçici kurul görevi sırasında sergi başvurusu yapan bir arkadaşımızın (yaptığı resimler sergilenmeye ve ölçütlere uygun olmadığı için) başvurusunu uygun görmedik. O kişiye sergi açması için onay verseydin, seçici kurula gerek yoktu. Her başvurana sergi açtırmak uygun olurdu. Ancak arkadaşımız bu işin peşini bırakmadı, birkaç kez bizim de tanıdığımız, güya kıramayacağımız kişiler bizi arayarak araya girdiler ve ricacı oldular ama yaptığımız iş hatır gönül işi değildi ki, sanata hizmet işiydi. Aradan bir yıl geçti, sonraki yıl sergi açtırmadığımız arkadaşımız aynı kurumda seçici kurulda görev aldı. Herhalde kendi kendine sergi açma onayı vermiştir. Bu yaşadığımız ilginç olayı sizlere anlatmak istedim.
Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Tayyare Kültür Merkezi… Hani sergi açacak kişilerden günlük ücret alan yer ve ücretini aldığı herkese sergi açılan yer. Sadece resim sergileri değil, her türlü zanaat ürünleri sergileri de açılan yer. Tayyare Kültür Merkezi’nde günlük para karşılığı sergi açılması bana göre son derece yanlış. Sanata bu şekilde mi katkıda bulunuyorlar? Belediyemizin buradan gelecek paraya çok mu ihtiyacı var?
Günümüzde bir köşesi galeri olarak da kullanılmaya başlanan Panorama Fetih Müzesi var. Görmeniz lazım, çok güzel bir müze. İçindeki resimler görülmeye değer. Buraya uzun zaman ayırın, aceleye gelmesin. Göreceğiniz resimler, sizi alıp çok eskilere götürecektir. Panorama Fetih Müzesi’nden yetkili beni aradı ve burada ilk defa Bursa resimleri ile sergi açmam istendi. Sevindim, heyecanlandım. Ben sergi için yeterince Bursa resmi olmadığını, İstanbul ve Bursa resimleri ile bir sergi açmanın daha doğru ve mümkün olacağını söyledim, kabul ettiler. Yüz yüze görüşmemizde sergi tarihlerini ve detaylarını konuştuk, çok sevindim. Her şeyi planladık, ancak iki gün sonra bana sergi açamayacaklarını bildirdiler. Ufak bir araştırma yaptım ve nedenini öğrendiğimde sergi açma sevincim üzüntüye döndü. Benim Nilüfer Belediyesi Sanat Atölyesi’nde resim kursu vermem, burada sergi açmama engelmiş. Yorumu sizlere bırakıyorum. Bu müzede sergiler açılmaya başlandı, bu daha da acı oldu. İki amatör resim yapan kişi burada ilk sergiyi açtılar ve ardından bu arkadaşlarımızın kurs aldıkları öğretmenleri sergi açtılar. Gönül ister ki bu güzel mekanda ses getirecek, Bursa’da görmekten zevk ve heyecan duyacağımız resim sergileri ile başlangıç yapılarak devam edilsin.
Günümüzde Nilüfer ilçemizde galeriler epey çoğalmış. Henüz tam olarak reklamı iyi yapılmamış olsa da “Galeri N” göze çarpmakta. Konak Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Halkevi… Bu arada Ataevler’de pazar yerine şu an yeni yapılan inşaat halindeki bina ve şimdiden tabelasındaki “Ressamlar Sokağı” ibaresi bile bizleri heyecanlandırmakta. İşin ilginç yanı, dün kurulan Nilüfer’in sanatta Büyükşehir’i fersah fersah sollamasını gözlemekteyiz.
Bursa’da resim kursları Halk Eğitim Merkezleri, BUSMEK, OSMEK gibi belediye kursları, özel kurslar ve atölyeler var. Halk Eğitim Merkezleri ve BUSMEK, OSMEK’lerde kursiyer bir yıl kursa geldiğinde, ikinci yıl kayıt yaptıramamakta. Belki daha çok insanın bu kurslardan yararlanması düşünülüyor, ancak resim sanatına böyle kurslarda başlayan kişi, resim sanatı ile sadece tanışmış oluyor. Oysa birçoğu ömrünün sonuna kadar devam edecektir. Her öğretmenden yeni ve farklı şeyler öğrenerek, bu sanat dalında pekişmeye başlayacaktır. Bazı arkadaşlarımız, ilk yılın sonunu bile beklemeden ressam oluveriyorlar. Bu kursların tercih edilmesinin nedeni ücretsiz olmalarıdır. Bunun yanında belediye kursları da bazıları hariç ücretsiz. Bazılarında da birçok kişiye göre aylık ücretler epey pahalı. Geçen yıla göre yüzde yüz zamlı belediye sanat kursları var. Bu konuda takdir sizlerin. Demek ki bu belediyeler de sanata bu şekilde katkıda bulunuyorlar.
Özel kurslar ve atölyelerde akademilere hazırlık kursları, diğer üniversite hazırlık kursları ile yarışıyorlar ama hangi konuda, tabii ki fiyat konusunda. Haklılık payları da var, kira fiyatlarının yüksekliği elbette bu kurs ücretlerini etkileyecektir. Bursa’da bu tarz atölye ve kursların sayısı oldukça az. Günümüzde görsel sanatlar alanını seçen öğrenci sayısı da her geçen gün azalmakta.
Günümüzde uzun zamandır sanatçı olduğunuzu belgeleyecek kurum yok, varsa da böyle bir belge verilmiyor. Ressamsanız yok; hat, ebru, tezhip ve benzeri sanatlarla uğraşıyorsanız alabilirsiniz. Sanatçı olduğunuzu belgeleyemiyorsanız, atölye de açamazsınız. Açarsınız ancak para karşılığı kurs verecekseniz vergi levhanızı alır, vergi mükellefi olursunuz. Sanatçılar vergiden muaf olur, ancak sanatçı olduğunuzu belgeleyecek resmi bir belgeniz yoksa sanatçı değilsiniz. Böyle olunca atölyeniz varsa, vergi dairesi ile problem yaşarsınız. Özetlersek, sanatçının resmi belgesi yok ,resmi adı yok. Sanatçının adı yok!
Sergilerden bahsedecek olursak, günümüzde yüzlerce kişinin katıldığı, körler sağırlar birbirini ağırlar şeklindeki karma sergiler… Sanat değeri olmayan, sanat eseri denmeyecek birçok resmin bir arada bulunmasına resim sergisi deniyor. Merak edip gezen de pek yok, insanlar az çok neler göreceğini biliyor. Ancak bazılarının hakkını da yememek lazım, çok güzel resimler de çıkıyor bazen. Yakın arkadaşınızın ya da akrabanızın yaptığı resim sergileniyorsa, o sergiyi gezmek zorunda kalırsınız.
Sosyal medya bizi resimde de yönlendiriyor. Paylaştığınız resimler epey beğeni alır, çevreniz de genişse hiç merak etmeyin, epey mutlu olursunuz. Siz başkalarının gönderilerini cömertçe beğeniyorsanız korkmayın, çok beğeni de alırsınız. Tiner, terebentin ve benzerleri ile yapılmış soluk silik resimler, amatörlükten kurtulamamış ama sanatçı tavırlarını kimseye kaptırmayan, ressamlığa özenen, ressam taklidi yapan kişiler ve yaptıkları resimleri görmek isterseniz, her yıl periyodik olarak tekrarlanan sergiler Bursa’da ve birçok ilde yapılıyor. Emekli olmuşsanız, yapacak başka işiniz yoksa, ileride oluşacak bazı rahatsızlıkları da şimdiden önlemek istiyorsanız, hemen resim sanatına sığının. Belki sizin de önceleri zaman bulup yapamadığınız gizli yeteneğiniz vardır ve ortaya çıkar, ressam oluverirsiniz. Benim de bu konudaki önerim, sanatın ne olduğunu ve ne olmadığını ciddi şekilde araştırıp öğrenin. Yapılan resim ne kadar gerçekçi ise o kadar amaca ulaşılmış oluyor düşüncesi son derece yanlış, sanat tanımına bile aykırı. Yaptığınız resimlerin hangi akımın devamı ve tekrarı olduğunu da araştırarak öğrenmelisiniz. Resim sanatının bu kadar ucuz olmadığını bilmemiz gerekiyor.
Bursa dışında durum belki biraz daha farklı olabilir; kişi başı ücret alan, karma sergi düzenleyen amatör küratörler, resim yapıyorsanız sizi de arayabilirler. Sizin için büyük fırsat bu; ismi bilinen birkaç ressamın yanında sizin de resminiz sergilenecek, ne güzel değil mi? Vereceğiniz paranın önemi yok. Bu tarzda çalışan galeriler de var. Sergiye ne kadar çok katılan olursa, o kadar çok para kazanılıyor. Sergideki resminizin özgünlüğü ve sanat değeri taşımasının ne önemi var. Günümüzde düzenlenen, uluslararası denen fuarlarda bile bu tarzda resimleri görmeniz mümkün. Amatörlükten kurtulması mümkün olmayan kişiler, bu tarz sanat festivallerine avuç dolusu katılım parası ödeyerek katılıyorlar. Sanat galerilerine ve küratörlere sanat adına görev düşmekte, bu işlerde paranın yanında sanat adına ölçütler olmalı. Atatürk portreleri görmekteyiz söz gelimi. Birçok kişi “Bu Ata’mıza benzemiyor!” bile demiyor, böyle resimler de sergilenebiliyor.
Bir eser ortaya koyarken yaratıcılığımızı kullanırız. Yaratıcılık yoktan var etmek anlamında değildir; yapılmayanı yapmak, bulunmayanı bulmak, düşünülmeyeni düşünmektir. Böylelikle özgür ve özgün bir sanat eseri ortaya koyabilmekteyiz. Sanat dendiğinde akla ilk gelen, sanatın olmazsa olmazıdır özgünlük.
Sanat da günümüzdeki ekonomik ve politik gelişmelere ayak uydurmuş, bu etkiler doğrultusunda şekillenmiştir. Söz konusu gelişmelerle birlikte önceki dönemlerde alıştığımız ve olması gerekenlerin olmayışı, bizlerin yeni dönemlere alışamama ve bazı durumların bize ters gelmesine yol açmakta. Atatürk; “Bir milletin sanat kabiliyeti, güzel sanatlara verdiği kıymetle ölçülür” diyor. Bu konuda başka söze gerek var mı?
Ressam Harun ARI


