Temmuz ayı itibariyle İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde ziyaretçileriyle buluşan “Darülmülk Konya Selçuklu Sarayları” sergisi, 25 Ağustos’ta sona eriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlanan sergi, ilk 30 gün içinde büyük ilgi gördü. Uzmanlar, küratörlüğünü Doç. Dr. Muharrem Çeken ve Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın yaptığı, Kubadabad Sarayı’nın eşsiz çinilerini yakından görmek isteyenlere bu sergiyi kaçırmamaları tavsiyesinde bulunuyor.
SELÇUKLU RESİM SANATININ DÜZEYİNİ GÖSTERİYOR
Kubadabad Sarayı kazılarını esas alan serginin sadece bir saray mimarisi üzerinden anlatım değil, sarayın iç mekan duvarlarında kullanılan çini dekorasyonu ile saray hayatının toplumun gelişmişlik seviyesini de gösterdiğine dikkat çeken Muharrem Çeken; “Bu açıdan bu sergi, sadece bir arkeolojik çalışmanın sonuçlarının sergilenmesi değildir. Geometrik, bitkisel ve figürlü bu çiniler, Selçuklu resim sanatının ne kadar ileri olduğunu göstergesidir. Türk resim sanatında figür tartışması yapmadan önce Selçuklu sanatını görmezlikten gelmememiz gerektiği hakkında bir sergi niteliğindedir” diyor.

SELÇUKLULARDAN GÜNÜMÜZE KALAN TEK SARAY
Kubadabad Sarayı’nın Selçuklulardan günümüze kalan tek saray olduğunu ve Asya göçebeliğinden Osmanlı saray hayatına geçişe tanıklık etmemizi sağladığına değinen Çeken; “I. Alaeddin Keykubad tarafından Vezir Sadeddin’e yaptırılan Kubadabad Sarayı, günümüzde Konya’nın Beyşehir ilçesindedir” diyerek, Kubadabad Sarayı çinileri ve mimari özellikleri hakkındaki bilgileri şöyle aktardı:
“Kazı çalışmalarının günümüzde de devam ettiği Kubadabad Sarayı’ndan Selçuklu döneminin yüksek sanat anlayışına ayna tutan çiniler çıkarılmış ve dönemin mimari anlayışına ait önemli izlere rastlanmıştır. Kültürel miras niteliği taşıyan bu çiniler günümüzde Karatay Müzesi’nde sergilenmektedir. Ünlü Selçuklu tarihçisi İbn Bibi’nin Selçukname’sinde sözü geçen, I. Alaeddin Keykubad tarafından (1220-1236) Sadeddin Köpek’e yaptırılan Kubadabad Sarayı, Konya Beyşehir-Isparta Yenişarbademli arasındaki yolun 5 km içerisinde Gölyaka Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Günümüze ulaşabilen tek Anadolu Selçuklu sarayı olan Kubadabad Sarayı’nda arkeolojik kazılar halen devam etmekte, bulunan çini ve diğer eserler Karatay Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ünlü Selçuklu tarihçisi İbn Bibi, Selçukname’sinde Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın Antalya’ya yaptığı bir yolculuk esnasında Beyşehir Gölü çevresinin güzelliğinden etkilendiğini ve buraya bir saray yapılmasını emrettiğini belirtir. Hatta rivayet odur ki Alâeddin Keykubat, Beyşehir Gölü’nü gördüğünde ‘Cennet ya burasıdır ya da buranın altındadır’ demiştir.
Kubadabad Sarayı, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın av emiri ve mimarbaşı Vezir Sadeddin Köpek tarafından 1226-1237 yılları arasında yılında yapılmıştır. Aynı zamanda sarayın krokisini de çizen Sultan Alâeddin Keykubat, bu sarayı yaptırırken çevresine de bir şehir kurulmasını emretmiştir. 1960 yılından beri yapılan kazı çalışmaları sayesinde Kubadabad Sarayı hakkında bilgi edinme şansımız her geçen gün artmaktadır. Beyşehir Gölü’nün hemen yanında ve Anamas Dağları’nın eteklerinde bulunan bu saraydan günümüze müzeleri süsleyen nadide çinilerle, göz kamaştırıcı saray kalıntıları kalmıştır.

Önceleri Bizanslardan kalma harabeler sanılan saray bölgesinin, 1949 yılında İbn Bibi’nin yazılarında geçen gizemli Kubadabad Sarayı olduğu tespit edilmiştir. İlk kez 1960’lı yıllarında Alman arkeolog Katharina Otto-Dorn tarafından kazılan bölge, 1980’den bugüne kazılmakta ve sarayın ana bölümleri ortaya çıkarılmaktadır. Günümüzde halen devam etmekte olan kazı çalışmaları sonucunda Küçük Saray’ın çevresindeki mimari kalıntılar ile Kız Kalesi’ndeki ana yapı ve hamam bölgesindeki çiniler açığa çıkarılmış, Malanda Köşkü’nün mevcut kısmının planı netleşmiştir. Küçük Saray’ın etrafında ise Eski Çağ’a ait buluntu ve kalıntılar tespit edilmiştir.
Tüm bu kalıntıların arasında en dikkat çekici eserlerden olan Kubadabad Sarayı çinileri, Selçuklu sanat anlayışını yansıtan zengin bir mirastır. Alışılmışın dışında süslü ve figürlü bu çinilerde Selçuklu dönemindeki av eğlenceleri, büyülü inançlar, sultanlar, ileri gelenler ve hizmetkârlar canlandırılmıştır. Bu çiniler, yüksek düzeyde kültür ve sanat birikimi bulunan Selçuklular hakkında önemli birçok ipucu vermektedir. Kazı çalışmalarında çıkarılmış göz alıcı eserler, başta Karatay Müzesi olmak üzere Konya’da değişik müzelerde sergilenmektedir.”
