Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dünya Sanat Günü’nün ardından…

Sanatçı, araştırmacı ve çevreci kişiliğiyle ön planda olan Oya İslimyeli,

Sanatçı, araştırmacı ve çevreci kişiliğiyle ön planda olan Oya İslimyeli, geçtiğimiz gün kutlanan Dünya Sanat Günü ‘nün ardından bir yazı kaleme aldı. Sanatın kalbinin attığı Kadıköy’ün simgesi Boğa Heykeli’nden de bahseden yazı, sanatın aydınlatıcılığına değinen son derece ilginç bir hikayeyi anlatıyor. Buyurun…


1800′lü yıllarda Fransa’da yaşayan bir anne, kızının okul hayatındaki başarısızlığı nedeniyle çok üzgündü. Çünkü kızı okuma yazmayı öğrenmekte güçlük çekmekteydi ve okula uyum sağlayamayan asi bir çocuk haline gelmişti. Anne, harfleri öğrenmekteki zorluğu aşması için kızına bir çözüm önerdi. Bulduğu çözüm, çocuğun hayatını değiştirecek kadar ilginçti. Yaptığı şeyin, kızını dünyanın sayılı ressamlardan biri haline getireceğini tabii ki o gün bilmiyordu.

 Rosa Bonheur

Kızın en sevdiği şey resim yapmaktı. Hayvanları da çok seviyordu. Bu ikisini birleştirerek izleyeceği bir yol, harfleri öğrenmesini kolaylaştırabilirdi. Ona her harf için bir hayvan seçmesini ve bunu çizmesini söyledi. Böylece çocuk sevdiği hayvanları çizmeye başladı. Yine de okul hayatında başarılı olamadığı için okuldan atıldı, fakat çocuk müthiş hayvan resimleri çizen başarılı bir ressama dönüştü.

Bu çocuk, 19. yüzyılın en ünlü kadın ressamlarından biri olan Rosa Bonheur’du. Okulda okuma yazma öğrenmekte zorlanan Rosa, sevdiği bir alanda okurken bu zorluğu yaşamadı. 14 yaşındayken hayvan anatomisi okuyup, mezbahaları ziyaret etmeye başladı. Anatomi ve Zooloji üzerine araştırmalar yaptı. 1948 yılında sergilenen “Nivernais’te Tarla Sürme” isimli resmi o kadar beğenildi ki Fransız hükümetinin desteğini aldı. Belki birçoğunuzun duyduğu “Thé Horse Fair” (At Panayırı) isimli çalışması en ünlü resmi oldu. 1852 yılında çalışmaya başladığı eseri, 1855 yılında tamamladı.

1,5 yıl Paris’teki at pazarına gidip, sadece eskizler çizdi. Pazarda bu çalışmaları yaparken bir kadın olarak dikkati çekmemek için erkek kıyafetleri giymek zorunda kaldı. Bu eserden önce de resimleri ve heykelleriyle oldukça ünlü bir sanatçı olmuştu, bu resimle birlikte ünü uluslararası düzeye ulaştı. Resim Paris’te sergilendikten sonra İngiltere’de ve Amerika’da da sergilendi. Bugün New York’taki Metropolitan Müzesi’nin en ünlü eserlerinden biridir.

Hayvanlara karşı özel ilgisi ve sevgisi olduğu bilinen Sultan Abdülaziz’in yolu, hayvanları seven bu sanatçı aileyle Paris’te bir şekilde kesişti. Abdülaziz, Paris’e gittiğinde Beylerbeyi ve Çırağan Sarayı’nın bahçeleri için 24 adet hayvan heykeli sipariş verdi. Bu heykeller içinde bugün hepimizin yakından bildiği bir heykel de yer alıyordu. İstanbul Kadıköy/Altıyol’da ilçeyle özdeşleşmiş bir boğa heykeli vardır ya, işte o heykel bunlardan biri. Adeta Kadıköy’ün sembolü haline gelmiş olan heykel, 1864 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Paris’te yaptırılmıştır. Bugün 152 yaşında ve orjinal adı “Dövüşen Boğa” olan bu eserin heykeltıraşı Isidore Jules Bonheur’dur, yani Rosa Bonheur’un kardeşi. Sanat; hem toplumların geleneksel ve evrensel alanlarda edindikleri kültürel ayrıcalıklar, hem çağdaşlaşma yolunda ilk başvurulan değer, hem de okuyamaz diye okul dışına atılan bir çocuğun, dünyaca ünlü bir sanatçı olacağı uğraş olabiliyor.

Birey ve toplum olarak her zaman sanatla gelişip aydınlanacağımızı unutmayalım. Sanatla dolu nice günlere…

“The Horse Fair” by Rosa Bonheur / 1855
Görüntünün olası içeriği: Bir veya daha fazla kişi, ata binen insanlar, gökyüzü, açık hava ve doğa…