Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Erhan Us’un yeni sergisi “Ataerkilled”, Uniq’te açıldı

Kavramsal/protest sanatçı ve yazar Erhan Us‘un on birinci kişisel sergisi

Kavramsal/protest sanatçı ve yazar Erhan Us‘un on birinci kişisel sergisi Ataerkilled, [Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü] 25 Kasım — 31 Aralık 2021 tarihleri arasında Uniq Expo’da izleyici ile buluşuyor.

Toplumsal cinsiyet rollerinin öldürücü alışkanlıklara dönüşmesini 20’ye yakın yerleştirme, resim ve fotoğrafı ile eleştiren Us’un mini sergisi, Uniq İstanbul’un 1500 m²’lik sergi alanı Uniq Expo’da 70 Sanatçı 100 Kadın seçkisine eşlik ediyor.

BİRÇOK ŞEHİRDE SERGİLENMİŞ YAPILARDAN OLUŞUYOR

Toplumsal cinsiyet eşitliği, muhafazakar yapının bedene tahakkümü, fırsat eşitsizliği, ayrımcılık, dayatılan güzellik kavramı, cinsel suçlar, metalaşma, moda — istismar gibi konuları merkezine alan sergi, Us’un geçen yıllarda Tokyo Metropolitan Müzesi, Londra, Miami, Roma, Sydney, Rahmi M. Koç Müzesi, SaatchiArt gibi 5 kıta, 26 ülke ve birçok şehirde sergilenmiş yapıtlarından oluşuyor.

ManifestoToplum denilen o tanımsız şeyin travmalara çektiği yara bantlarını ve körlüklerini birer göz bandı yapıp taktığı bizlerin, tarihte yalnız ve ancak şekil değiştiren ‘tatlı hatıralar’a birer şeker daha atıp içerken, şiddetin tekrar üretildiği aklımızdan bile geçmeyen bu iğrenç şekilciğin dağınıklığı arasında kadın, erkek, meta, dualite sonunda yersiz bir kimliksizleşme.

SİSTEMİN ZİHNE İŞLEDİĞİ NORMALLEŞTİRME

‘Süs’leştirilip yaşamı eve sıkıştırılan, işinde üzerine cam tavanlar atılan, muhafazakârlaşmanın kutsallarla paketlediği, anahtar kimliği anneleştirilen, moda istismarıyla hızlı tüketim öğesi yapılan kadın modelleri ve yanında bazı anlamsız beden mecburiyetleri.Ataerkil içerikten vazgeçmeyen ve hiçbir zaman da ‘hakimiyetini’ teslim etmemek planlarıyla vazgeçmeyecek inanç sistemleri bin yıllardır bireyin vücut bütünlüğüne tahakküm arzusunda. Türümüz aydınlanma davalarının sonunda yine dogmaya, geleneklere, inançlara sığındı.

Sistemin zihne işlediği ‘normalleştirme’ suça zemin yaratırken; haksız tahrik, iyi hâl, ceza indirimleri, duygusal bahanelere sarılmış cinayetler, kapatılmış soruşturmalar, sağlanmayan koruma, sınırlarını bilmeyen birey hazırladı olay mahallini. Gelenekler ve dedikodu ile kişiyi sınırlarken toplum, düzeni ifşa edenler erkek ‘otoriteler’ ya da ataerkil kadınlar tarafından susturuldu.

Görünüşün aldatıcılığı ile geçiciliği dışında, sığlıkları kamufle etme özelliği de var evet; kabullenilme endişesinden kurtulamayan bireyi ikiyüzlü uygulamalara iten yargılama kriterleri arasında kitlelerin.Toplumun refleks göstermediği kız isteme, kırmızı kuşak, tanımlanmış oyuncak ritüelleri, naz yapan, prensesleşirilen, evlilik amacı yüklenen, erkeğe itaatkâr cici kız kodları ve sayısız benzeri; kadın mücaadelesi ve kazanımlarını görmezden yine gelme eğiliminde.

Belirlenmiş rollerden — dayatmalardan kurtulmanın, toplumsal cinsiyet eşitliğinin, feminizmin — güçlü kadın duruşunun önünde bugün en büyük engel; medyanın reytingler, tiraj ve onaylanmak; erkek ile ataerkil kadının da ‘uyum veya emir’ uğruna, devam ettirdiği geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri.