Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İlhan Mimaroğlu 100 Yaşında – “Geldim, Gördüm, Geçtim, Gittim”

Yeldeğirmeni Sanat, İlhan Mimaroğlu ’nu doğumunun 100. yılında iki gün

Yeldeğirmeni Sanat, İlhan Mimaroğlu ’nu doğumunun 100. yılında iki gün sürecek özel bir etkinlikle anıyor. Eserleri, sözleri ve paha biçilmez tanıklıkların yanı sıra belgesel gösteriminin de yer alacağı zengin içerikli program, 11 ve 12 Nisan 2026 tarihlerinde Yeldeğirmeni Sanat’ta gerçekleşecek. İlhan Mimaroğlu 100 Yaşında – “Geldim, Gördüm, Geçtim, Gittim” başlıklı bu önemli buluşmanın küratörlüğünü üstlenen Ayşegül Durakoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Julliard gibi dünyanın en ünlü müzik okullarından birinde eğitim gördüğünüzü biliyoruz. Başarılarınızla gurur duyduğumuz müzik hayatınıza nasıl başladığınızı anlatır mısınız?

Teşekkür ederim. Müzik hayatıma henüz küçük yaşlarda, annemin teşviki ve büyük gayretiyle İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda başladım. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimim boyunca, Göztepe’den Cağaloğlu’na uzanan yolculuklarla konservatuvara gidip geldim. Bugün geriye dönüp baktığımda, son derece kapsamlı ve disiplinli bir müzik eğitimi aldığımı daha iyi anlıyorum. En önemlisi, hocalarımız bize yalnızca müziği değil; müziğin anlamını, müzisyenlik karakterini ve ruhunu da derinlemesine aşılamışlardı.

Daha sonra İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda lisans eğitimimi tamamladım ve hemen ardından piyano bölümünde eğitmen olarak görev almaya başladım. Bu süreçte Rana Erksan, Verda Ün, Judith Uluğ ve İlhan Usmanbaş gibi çok değerli hocalarla çalışma fırsatı buldum.

New York Üniversitesi’nde doktora yaptıktan sonraki meslek hayatınızdan bahseder misiniz?

NYU’da doktora eğitimimi sürdürdüğüm dönemde, konser çalışmalarımı da eş zamanlı olarak devam ettiriyordum. NYU Çağdaş Müzik Grubu’nda Rus asıllı hocam Gregory Haimovsky ile birlikte, aralarında Türk bestecilerin de bulunduğu farklı kültürlere ait çağdaş bestecilerin eserlerinin ilk seslendirmelerini New York’taki Merkin Concert Hall’de gerçekleştirdik.

NYU’dan mezun olduktan sonra bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacıyla Musica Mundana’yı kurdum. Bu süreçte, geleneksel New York resitalimi yine Merkin Concert Hall’de verdim ve New York Times’tan olumlu bir eleştiri aldım. Bu gelişme, benim için önemli bir dönüm noktası oldu; ardından konser faaliyetlerim giderek yoğunlaştı.

İlhan Mimaroğlu Ayşegül Durakoğlu

2000 yılında kurduğunuz Musica Mundana Oda Müziği Topluluğu ile Lincoln Center’da Latin, Türk ve Akdeniz müziklerinden örnekler sunduğunuz konseriniz çok başarılı bulunmuştu. “Orient Express ile Müzik Yolculuğu” projenizle ilgili fikirlerinizi öğrenebilir miyiz?

Musica Mundana ile New York ve Kanada’da birçok konser gerçekleştirdik. Çalışmalarımızı çoğunlukla belirli temalar etrafında şekillendirdik. Latin Amerika, Orta Doğu ve Akdeniz müzikleri, bu temaların başlıcalarıydı.

“Orient Express” projesi ise New York’taki Kültür Ataşeliği’nin teklifiyle ortaya çıktı. Benden, dinleyicinin ilgisini daha fazla çekecek, daha renkli bir proje hazırlamamı istediler. Açıkçası bu, alışılmış tarzımın biraz dışındaydı; bu yüzden bir süre “ne yapabilirim” diye düşündüm. Tam o dönemde İstanbul’a gittim. Sirkeci Garı’nda, Orient Express yolcularının vakit geçirdiği restoranda eski fotoğraflara bakarken bu projenin fikri zihnimde şekillendi.

Bunun üzerine, bu efsanevi trenin müzikle olan bağlantısını araştırmaya başladım ve oldukça zengin kaynaklara ulaştım. New York’a döndüğümde, Kültür Ataşeliği’ne projenin hazır olduğunu söyleyerek hemen çalışmalara başladık. Sonuçta, hem klasik müzik estetiğine uygun hem de dinleyicinin ilgisini çekecek nitelikte, gerçekten özgün ve etkileyici bir konser programı ortaya çıktı.

İlhan Mimaroğlu Ayşegül Durakoğlu

“İlhan Mimaroğlu 100 Yaşında” etkinliği hakkında neler söylemek istersiniz?

Amerika’daki eğitimim ve kariyerim boyunca İlhan Mimaroğlu’nun benim için çok özel bir yeri oldu. Kendisiyle 1990’lı yıllarda tanıştık; pek çok piyano eserinin ilk seslendirmesini, bizzat onunla çalışarak gerçekleştirme fırsatı buldum. 2026 yılının onun 100. doğum yılı olduğunu fark ettiğimde, bu önemli dönüm noktasını anmak için proje çalışmalarına başladım. 11 Mart’ta, doğum gününde, New York’taki Drom’da bir kutlama düzenledik. Bu özel gecede piyanist Meral Güneyman, Joe Mardin ve Manhattan Transfer’dan Janis Siegel de yer aldı. Şimdi ise İstanbul’da, Yeldeğirmeni Kültür ve Sanat Merkezi’nde iki gün sürecek kapsamlı bir program hazırlıyoruz.

11 Nisan programı, tamamen Mimaroğlu’nun müziğine ayrıldı. Alper Maral, elektronik müzik üzerine bir sunum gerçekleştirecek; ben de seçtiğim piyano eserlerini seslendireceğim. Programın ikinci yarısında ise caz sanatçılarımız Aydın Esen, Ali Perret, İmer Demirer, Meriç Demirkol ve Başar Önder, caz repertuvarından örnekler sunacaklar. İlhan Mimaroğlu, Türkiye’de caz müziğinin tanınmasına radyo programları aracılığıyla büyük katkılar sağlamış, son derece önemli bir müzisyendir.

12 Nisan’da ise tiyatro ve sinema sanatçısı Cem Baza, Mimaroğlu’nun yazılarından seçmeler okuyacak; ardından Serdar Köçeoğlu’nun hazırladığı “Robinson of Manhattan” belgeselini izleyeceğiz. Böylece programımız, Mimaroğlu’nun çok yönlü sanatçı kimliğini yansıtan geniş kapsamlı bir içerik sunacak ve onun 100. yaşını farklı yönleriyle anmamıza olanak sağlayacak. Tabii programa destek veren ekibimiz sayesinde…

Bu vesileyle, programa değerli katkılarda bulunan müzisyen arkadaşlarımıza; sponsor olarak destek veren Amerika Atatürk Cemiyeti’ne; organizasyon komitemizde yer alan Mimaroğlu’nun yakın dostları Serra Akkaya, Hilmi Bitim ve Alper Maral’a; ayrıca radyo ve medya duyurularımıza destek olan Leyla Diana Güçük’e ve emeği geçen tüm dostlarımıza içten teşekkürlerimizi sunarız. Sizlere de şimdiden ilginiz ve desteğiniz için çok teşekkür ederim.