Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen “Kalbe Düşen Işığın Sessiz Hikayesi – Sedef Alp Koleksiyonu Eserleri Sergisi” sanatseverlerle buluştu. Sultanahmet’teki Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde açılan sergi, geleneksel Türk sanatlarının önemli bir dalı olan tezhip sanatını “hafıza” ve “süreklilik” kavramları çerçevesinde ele alıyor.

“UZUN BİR EMEĞİN VE ADANMIŞLIĞIN SONUCU”
1877 tarihli Yahya Hilmi Efendi’ye ait bir hilye-i şeriften yola çıkarak, bir eserin kuşaklar boyunca taşıdığı manevi ve estetik değerin izini süren serginin açılışına, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin de katıldı. Keskin, açılışta yaptığı konuşmada serginin zarafet ve derinliği bir arada barındırdığını belirterek; “Sedef Alp Koleksiyonu Eserleri Sergisi, yalnızca bir sanat buluşması değil, tezhip ve hat sanatının asırlardır taşıdığı ruhun, sabrın ve estetiğin günümüze ulaşan bir yansımasıdır. Sedef Alp Hanımefendi, 2002’de Topkapı Sarayı Nakkaşhanesi’nden mezun olduktan sonra klasik tezhip geleneğini büyük titizlikle sürdürmüş, pek çok önemli hattatın eserine zarif tezhipleriyle hayat vermiştir. Bugün burada gördüğümüz çalışmalar, uzun emeğin ve adanmışlığın bir sonucudur” dedi.

“GEÇMİŞLE BUGÜN ARASINDA ANLAMLI BİR BAĞ KURUYOR”
Sergi kapsamında sergilenen eserlerin önemine işaret eden Keskin; “Sergide yer alan eserler, sadece estetik değeriyle değil, taşıdığı tarih ve hatırayla da çok kıymetlidir. Hat ve tezhip levhalarının yanı sıra Osmanlı döneminden kalma aile yadigarları ve kültürel miras unsurları da bu koleksiyonda bir araya gelmiştir. Böylece sergi, geçmişle bugün arasında anlamlı bir bağ kurmaktadır” ifadelerini kullandı.

“GÖNÜLDEN GÖNÜLE AKTARILAN DERİN BİR SANAT YOLCULUĞU“
Sergiye ev sahipliği yapan Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürü Muharrem Hayır da sergiye dair şunları kaydetti: “Sedef Alp’in eserlerinden oluşan sergi, yalnızca gözle görülen bir estetiği değil, aynı zamanda gönülden gönüle aktarılan derin bir sanat yolculuğunu bizlere sunmaktadır. Tezhip sanatı, malzemenin ötesinde bir ahlakı, terbiyeyi ve uzun soluklu bir emeği temsil eder. Bugün bu salonda gördüğünüz her bir eser; sabrın, disiplinin ve inceliğin sessiz ama son derece güçlü bir ifadesidir.”

“TÜM ARZUM, SANATIMIZI GENÇLERİMİZE SEVDİRMEK”
Osmanlı dönemine ait motiflerin güncel yorumları ve Sedef Alp’in kişisel dokunuşlarının bir arada sergilendiği “Kalbe Düşen Işığın Sessiz Hikayesi” sergisiyle ilgili bir açıklamada bulunan Sedef Alp ise serginin düzenlenmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek; “Sergiye derin anlam katan bu değerli ve tarihi mekanda yer verildiği için son derece mutluyum. Kendimi çok şanslı olarak görüyorum. Benim bütün arzum, sanatımızı gençlerimize sevdirmek ve onlarla birlikte güzel işlere imza atabilmek” diye konuştu.

“HİKAYESİ VE YAŞANMIŞLIĞI VAR”
Serginin küratörlüğünü üstlenen Fatih Mehmet Bölükler, serginin ortaya çıkış sürecine dair şunları aktardı: “Bundan yaklaşık iki ay önce Sedef Hanım’la serginin tasarımına dair konuşurken, kendisi bize projenin bir tezhip sergisi olduğunu söylemişti. Fakat bize anlattığı hikayeler, yaşanmışlıklar ve manevi miras o kadar güzel muhafaza edilmişti ki, proje bir tezhip sergisi olmanın ötesine taşındı. Sedef Hanım, kendisine ailesinden gelen mirası çok iyi muhafaza etmiş bir isim. Sergilenen eserler, aslında hepimizin ortak mirası. Burada yer alan eserlerin her birisinin ayrı bir hikayesi ve yaşanmışlığı var. Serginin düzenleyicileri olarak bizler hazırlık sürecinde çok keyif aldık, umarım burayı ziyaret edenler de keyif alacaklardır.”







