Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Londra’da bir sergiden fazlası: Hafıza, akış ve buluşma

2 Nisan akşamı Londra’nın Marylebone bölgesinde yer alan 67 York

2 Nisan akşamı Londra’nın Marylebone bölgesinde yer alan 67 York Street Gallery’de kapılarını açan “Form & Flux” sergisi, yalnızca çağdaş sanatın güncel üretimlerini izleyiciyle buluşturmakla kalmadı; aynı zamanda Türkiye’den Londra’ya uzanan güçlü bir kültürel karşılaşma alanı yarattı.

Küratörlüğünü İlayda Uzunarslan’ın üstlendiği ve BBprojecTT’in organizasyonuyla gerçekleşen sergiyi, Londra’da yaşayan mimar kızım Alara Öztürk ile birlikte ziyaret ettim. Bu ziyaret, benim için yalnızca bir sergi deneyimi değil; yıllar içinde Mimar Sinan’dan başlayan dostlukların, üretimlerin ve sanat hafızasının Londra’da yeniden kesiştiği özel bir akşama dönüştü.

ÇOK KATMANLI BİR DİYALOG ALANI

Açılış anı, klasik bir sergi kalabalığından çok daha fazlasını barındırıyordu. Türkiye’den gelen sanatçılar, Londra’daki yaratıcı çevreler ve tasarım dünyasından tanıdık isimlerle kurulan temas, mekânın içinde adeta çok katmanlı bir diyalog alanı oluşturuyordu. Bu anlamda Form & Flux, yalnızca sergilenen işlerle değil, kurduğu ilişkiler ağıyla da “akış” kavramını somutlaştırıyordu.

Londra'da bir sergiden fazlası

İZLEYİCİYLE BİRLİKTE YENİDEN ANLAM KAZANAN BİR YAPI

Serginin kavramsal çerçevesi, formu sabit bir yapı olmaktan çıkararak, dönüşen ve ilişkisel bir süreç olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, sergideki işlere bakarken açıkça hissediliyor. Yeliz Şık Çifçi, Rosy Macoro, Pemra Aksoy, Nazan Pamuk, Nazan Aksaray, Ilay Karabay Solaklı, Dila Naz Akgün ve Beliz İnal’ın eserleri; malzeme, hareket ve zaman üzerinden formun sürekli yeniden kurulduğu bir alan yaratıyor. İzleyici olarak en dikkat çekici olan ise bu işlerin yalnızca estetik birer nesne olarak değil; birer süreç, birer oluş hali olarak varlık göstermesi. Form burada donmuş bir sonuç değil, aksine sürekli değişen, izleyiciyle birlikte yeniden anlam kazanan bir yapı.

YER DEĞİŞTİREN AMA KÖKÜNÜ KAYBETMEYEN BİR SANAT DİLİ

Bu sergide hissettiğim en güçlü duygu, “yer değiştiren ama kökünü kaybetmeyen” bir sanat diliydi. İstanbul’un dinamik sanat ortamından beslenen üretimlerin Londra gibi küresel bir merkezde yeniden okunması, hem sanatçılar hem de izleyiciler için önemli bir eşik oluşturuyor. Aynı zamanda bu buluşma, benim için kişisel bir nostalji anıydı. Yıllar önce aynı akademik ve mesleki zeminlerde birlikte üretmiş insanların bugün başka bir şehirde, başka bir bağlamda yeniden bir araya gelmesi, sanatın zaman ve mekânı aşan doğasını bir kez daha hatırlattı. Form & Flux, bu yönüyle yalnızca bir sergi değil; farklı coğrafyalar arasında kurulan, geçmiş ile bugünü birbirine bağlayan canlı bir kültürel akışın temsilcisi olarak öne çıkıyor. Sergi, 4 Nisan 2026 tarihine kadar 67 York Street Gallery’de ziyaret edilebilir.