Tiyatronun iki usta ismi Melek Baykal ve Mehmet Atay, güldürürken düşündüren komedi oyunu “Konken Partisi” ile yıllar sonra seyircinin karşısına Çankaya Sahne’de birlikte çıktı.
Nedim Saban’ın kurucusu olduğu ve genel sanat yönetmenliğini yaptığı Tiyatrokare yapımı, Amerikalı yazar Donald Coburn’un Pulitzer ödüllü eseri “Konken Partisi”, Mehmet Atay’ın sahibi olduğu Çankaya Sahne’de Ankara galasını yaptı. Usta sanatçılar Melek Baykal ve Mehmet Atay, oyunun Ankara galası öncesi oyuna ve tiyatroya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Devlet Tiyatroları’ndan (DT) emekli olan Melek Baykal ve Mehmet Atay, Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan yeni mezun tiyatrocular olarak DT’de 1982’de Alejandro Casona’nın “İlkbaharda İntihar Yasak” oyununda aynı sahneyi paylaştıklarını ve ayrı şehirlerde yaşamaya başladıktan sonra bir araya gelmediklerini söyledi. Melek Baykal, Atay’ın Ankara’da Çankaya Sahne’yi kurmasının çok güzel olduğunu ve bundan mutluluk duyduğunu vurguladı.
Baykal; “Nedim bana Konken Partisi oyununu getirdi. Hiç istemiyordum yeni bir oyunda çalışmayı, çünkü zaten iki oyunum var omzumda. Hala da oynuyor oyunlar. Çok üstüme gelince, dedim ki ‘Bir tek şartla oynarım. Mehmet Atay’ı bul getir, onunla oynarım’ dedim. Çünkü, Mehmet Atay’ın çok yoğun olduğunu bildiğim için nasıl olsa kabul etmeyecek diye düşündüm. İki gün sonra Nedim, ‘Mehmet Atay tamam dedi’ diye söyleyince, artık yapacak bir şey kalmadı. O yıllarda iyi ki birlikte çalıştık. Çok mutluyuz, güzel bir oyun çıktı” ifadelerini kullandı.
Baykal, Mehmet Atay’ın Çankaya Sahne’de oynadığı oyunların hepsinin kült ve başarılı eserler olduğunu belirterek, Ankaralı tiyatroseverlere başkentteki özel tiyatrolara sahip çıkması çağrısında bulundu. Melek Baykal, şunları söyledi: “Ankara benim için çok değerli ve çok özel bir yer. Beni Ankaralı biliyorlar ama ben İstanbulluyum. Ama benim bütün eğitim hayatım, konservatuvar hayatım burada, Ankara’da geçti. Okul bittikten sonra yıllarca Ankara’da yaşadım. Birikmiş çok anım var Ankara’da ve bu şehirden ben asla vazgeçmiyorum. Hatta zaman zaman şartlarım keşke el verse ve tekrar Ankara’ya dönme şansım olabilse’ diye düşünebiliyorum. Ankara seyircisi çok özel bir seyircidir ve bütün tiyatrocuların aslında korkulu rüyasıdır. Çok anlayan, çok bilen, iyi bir tiyatro izleyicisi vardır Ankara’da. Ama benim son zamanlarda gördüğüm bir şey var. ‘Ankara seyircisi tiyatrodan biraz uzaklaştı mı acaba’ diyorum. Bunu yapmasınlar. Ankaralılar ne olur, Ankara’daki tiyatrolara sahip çıkalım. Çünkü, Ankara özel bir yer. Sizler sahip çıkacaksınız. İstanbul’dan gelen oyunlar değil sadece. Ankara’da o kadar güzel sahneler, oyunlar var ki. Mesela Çankaya Sahne’nin bünyesinde o kadar değerli oyunlar, güzel şeyler yapılıyor ki, seyirci bırakmamalı, sahip çıkmalı. Mesela Ankara seyircisi, İstanbul’dan gelen oyunları tamamen dolduruyor. Ama niye Ankara’daki oyunları fazla tercih etmiyor, etmeli muhakkak.”

“Tiyatroda seyircinin soluğunu yüzümde, üstümde hissediyorum”
İstanbul’un tiyatro potansiyelini de yaratanın Ankara olduğunu belirten Baykal, “Ankara yetiştiriyor, pişiriyor, İstanbul kapıyor. Ne olur sevgili Ankaralılar, ben yıllarımı verdim tiyatroya, bu duruma şahidim, Ankara tiyatrolarına sahip çıkmıyor ve bu beni çok üzüyor.” diye konuştu. Baykal, dizi, sinema ve tiyatroda yaptıkları her işin sorumluluğunu omuzlarında taşıdıklarını ifade ederek, en çok tiyatroda olmaktan mutlu olduklarını dile getirdi. Melek Baykal; “Tiyatroda seyircinin soluğunu yüzümde, üstümde hissediyorum. Bana bambaşka duygular veriyor. Sinemada ya da dizide böyle bir şey yok. Orada siz yönetmenin elindesiniz. Tiyatro er meydanı. Siz buraya çıktığınız anda artık ne yönetmen var, ne başka biri var, kimse yok. Partnerim ve ben varım. Onun için tiyatro tabii ki çok özel” ifadelerini kullandı.
Yakın zamanda verdiği bir röportajın da yanlış anlaşıldığını aktaran Baykal; “Akasya Durağı dizisi tekrar başlıyormuş galiba. Ben bu konuda ‘Akasya Durağı’ndan teklif geldi, oynamayacağım’ demedim. Dedim ki ‘Farklı bir diziden teklif geldi geçenlerde bana ama ben kabul etmedim. Çünkü tiyatroyu çok seviyorum. Akasya Durağı’nı da severek yapmamıştım. ‘Affımı istemiştim rahmetli Türker İnanoğlu’ndan’ diye bir röportaj verdim. Ama bana teklif gelmiş ve ben reddetmişim gibi konuşuldu. Dizide de bizim bir çocuğumuz vardı, ona da üzüldüm. Keşke başka türlü var olabilseydi. Ben de onun önünde şapka çıkarsaydım” değerlendirmesinde bulundu.

“Konken Partisi hayata dair çok güzel mesajlar veriyor”
Mehmet Atay da Nedim Sabah tarafından Konken Partisi oyununda oynama teklifi geldiğinde, Melek Baykal ile oynamak için tüm yoğunluğuna rağmen bütün şartları zorladığını kaydetti. Atay, Çankaya Sahne’nin 10 kadar oyunu olduğunu, dizilerden de kendisine teklifler geldiğini ama maalesef kolay kolay projelere katılamadığını söyledi. Baykal ile birbirlerini tolere etmeyi başardıklarını, kendisinin de oyun için İstanbul’a gidip gelmeyi göze aldığını belirten Atay, “Biraz yorgunluk oldu tabii. Ama ortaya güzel bir şey çıktı. Birlikte oynamaktan mutluyuz. Biz kendimiz zaten çok eğleniyoruz, üzülüyoruz da. Bazen sahnede acı çekiyoruz, hüzünlü oluyor bizim için ama işimiz bu. Seyirciden beklediğimiz empatiyi çok yoğun sahnede yaşıyoruz.” dedi.
Komedi oyunu oynamanın tiyatrocu için zevkli olduğuna değinen Atay, şunları kaydetti: “Güldürmeye, daha çok eğlendirmeye yönelik komedi çok fazla var. Ama bu bir seçim meselesi. Biz bu tür oyunları pek yapmak, değerlendirmek istemiyoruz. Biz, bir şey de söylesin istiyoruz. Bir zaman dilimini, bir kültürü, bir unsuru seyirciye tanıtmak bir hedeftir. Bunu gözetebilecek oyunları yapmayı burada tercih ediyoruz. Nedim’in de tercihleri genellikle öyle. O yüzden buluşabildik zaten. Bu oyun elime daha önce geçmiş olsaydı, sahneye koymaktan tereddüt etmezdim. Konken Partisi gerçekten çok güzel bir oyun. İlla oyunların politik mesajlar vermesi gerekmiyor, insani mesajlar, o çok önemli. Konken Partisi, hayata dair çok güzel mesajlar veriyor. Tiyatroseverler hiç yadırgamayacak oyunu. Sahnedeki insanlar sizin çevrenizde yaşayan insanlar gibi. Dolayısıyla özdeşlik kurmada, empati geliştirmede çok zorluk çekmeyecekler.”

“Birlikte oynamaktan mutluyuz”
Tiyatrokare ile Çankaya Sahne’nin bir araya gelmesinin tesadüflerle olduğunu belirten Atay, Çankaya Sahne’nin Ankara ile sınırlıyken, bu oyun ile Türkiye’de ismini duyurabilme şansı bulduğunu söyledi. Atay, sözlerini şöyle sürdürdü: “İki tiyatronun bu kardeşliği sürdürmesi de mümkündür. Bazen konuşuyoruz. İki kardeş tiyatro bir araya gelirse, acaba yeni şeyler de yaratır mı diye düşünüyoruz. Bunu önümüzdeki projeler gösterecek. Türkiye’de özel tiyatroların durumu pek parlak değil. Yerleşik tiyatrolar, işletme sorumluluğu da olan tiyatro teşekkülleri alarm veriyor. Dolayısıyla, önümüzdeki günler gösterecek ne yapacağımızı, ne kadar proje yapacağımızı, o projeye ne olabileceğini. Şartlar çok zor artık. Bekleyeceğiz bakalım.”
FonsIa ve Weller, Konken oynarken düşündürüyor
Güldürürken, düşündüren Konken Partisi, hayatlarının sonbaharında tesadüfen yolları kesişen Fonsia ve Weller’in zamanlarını konken partileriyle geçirirken bir anda tüm hayatlarını masaya yatırmasını konu ediyor. Dekor tasarımında Barış Dinçel, kostüm tasarımında Başak Özdoğan, ışık tasarımında Osman Aktan imzası taşıyan oyunu Nedim Saban yönetiyor.
