Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sanat kurtarabilir mi?

İstanbul Sanat Dergisi yazarlarından Vecdi Uzun’un ‘Sanat Kurtarabilir mi?’ başlıklı

İstanbul Sanat Dergisi yazarlarından Vecdi Uzun’un ‘Sanat Kurtarabilir mi?’ başlıklı yazısı ilk defa İstanbul Sanat Dergisi sayfalarında… Keyifli okumalar…

Sanattan beklenen  elindeki sihirle her dokunduğunu  değiştirerek  ve dönüştürerek  “Kurtarıcı” olması mıdır? 

“Kurtarıcı” olmak; ışık tutmak ve dokunarak yol göstermekten çok başka bir şey!  Kurtarma eyleminde  eylemde etken “Kurtaran” ve  edilgen “Kurtulan”  ile eylemin gerçekleştiği “Felaket” ortamı bulunmaktadır.  Sanat dünyayı kurtarmaz, onun  gücü tek tek birey, toplamında toplum ve insanlığın  zihinsel ilerlemesinin  sınırında dolaşır. Üç  eksik, beş fazla… sanatta da mucize yoktur.

Sanat; insan hak ve hürriyetlerine saldırı, eşitsizlik ve adaletsizlik vb insanlığa yapılan saldırıların  kötü, hatalı ve yanlış olduğunu bilir, ama  kurumsal bir yapısı ve bu kurumsal yapıya bağlı uygulama alanları olmadığı için bu seslenişler  sadece sanatçılar aracılığıyla dile getirilebilir.

Sanatın sanatçılar aracılığıyla dile getirdiği adalet , özgürlük, eşitlik vb. kavramlar “Hukuk” sistemince detaylandırılır ve uygulaması yapılır. Buna eğitim,  sosyal güvenlik, seyahat, sağlık, insanca yaşama vb. diğer hak ve özgür de ilgili yapılarca dile getirilir ve uygulanır.

Diğer taraftan bu ve benzeri konular felsefe ve bilim tarafından da kendi bakış açılarıyla değerlendirilir ve uygulanır.

Sanat  dünyada eylemci  olarak değil, bir katalizör görevi yapar, önce sanatçıların çalışmalarıyla  toplumun duyu organlarına  dokunur.  Bu haliyle bile  sanatın  yaptığı azımsanacak bir şey değildir. Bu nedenle sanata ve sanatçıya uygulayıcı rol biçmemek gerekir.

Sanat sanatçıları üzerinden aydınlanma ortamı yaratır.  Aydınlanma bir kurtarılma eylemi değildir.  Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır.

İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapare Aude! “Aklını kullanma cesaretini göster!”Immanuel Kant’ın bu sözü Aydınlanmanın yol haritasıdır. Kurtuluştaki edilgen olan insan aydınlanmada aktif hale gelmekte ve kendi göbeğini kendi kesmektedir.

Sanatın aydınlanma ortamı yaratabilmesi için sanatçı olmaya soyunanın kendine “Kurtarıcı” rolü biçmemesi ve öncelikle  sanatı ve aydınlanmayı bilerek, özümsenmesi ve yaşamında uygulamaya koyması gerekir. Henüz ergin olmamış ve düştüğü çukurdan çıkamamış birinin başkalarını kurtarması söz konusu olamaz.

SON SÖZ; buna sanatçı olma iddiasında bulunalar da dahil olmak üzere “Kurtarıcı” olarak ortaya çıkacakların önce  kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumunun farkına varması ve buradan da kurtulması gerekir.

Kendini kurtaramayan  ne sanatı, ne toplumu ve ne de insanlığı kurtarabilir.