Turizm, sanat, spor ve iş dünyasından 500’e yakın kişinin katıldığı Toro Karaköy Art Gallery’nin açılışı 26 Kasım Cumartesi günü gerçekleşti.

Beyoğlu Kültür Yolu’nda şehre yeni katılan sanat galerisi, tarihi ve müstakil binada yer alıyor.

Sanat galerisini şehre kazandıran şirketin ortaklarından Oğulcan Tatar, açılışta verdiği röportajda şu cümlelere yer verdi:
TÜRK SANATÇILARIN ESERLERİNİ İSPANYA VE LATİN AMERİKA ÜLKELERİNDE GÖRMEK VE BUNA VESİLE OLMAK İSTİYORUZ
“Rena Travel (@gezininellitonu) şirketimle uzun yıllardır ayrıcalıklı turizm hizmetleri sunarak yabancı münferit gezginler ve kurumsal şirketlere hitap ediyordum. Bu hizmeti çeşitlendirmek, Türk sanatını ve Türk sanatçılarını dünyayla buluşturmak adına İstanbul’un yenilenen turizm merkezi Karaköy’de sanat girişimine imza attık. Binamızı henüz açmadan birçok kurumsal şirketle ve yabancı misafirlerle çalışmalar gerçekleştirdik. Katma değeri yüksek sanat faaliyetleriyle şehrimizde daha kaliteli bir turizm gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
2023’te büyük üç hedefimiz var. Birincisi, harcama ortalaması yüksek sanat gruplarının rotasına Türkiye ve İstanbul’u ekleyerek organizasyonlar oluşturmak. İkincisi, kendi bünyemizdeki müstakil binamızda uluslararası bir sanat haftası düzenlemek. Üçüncüsü ise sanat ihracatı. İlk başta sıkı bağlarımızın olduğu ve aynı zamanda sanatımıza değer veren İspanya ve Latin Amerika pazarını düşünüyoruz. Türk sanatçıların eserlerini bu ülkelerdeki ofislerde, evlerde, otellerde, sanat merkezlerinde görmek ve buna vesile olmak istiyoruz. Zira bir sonraki sene hedefimiz ise İspanyolca ‘Boğa’ anlamına gelen ‘Toro’ Sanat Galerimizi, anadili İspanyolca olan bir şehirde açmak olacak. Bunun için Meksika veya İspanya’yı düşünüyoruz.
Ayrıca bugünkü mutluluğum apayrı. Ben turizme 2012 yılında Sultanahmet’te bir halıcıda çalışarak başladım. İlk iş günümde müdürüm Şeref ağabeyimle sırtımıza halı dolu çantaları alıp, eski limana yanaşan turist gemisine getirmiştik. Şu an sanat galerimi açtığım binanın da yanından geçerek ilk günümü geçirmiştim. Belki burası halıcı olmasa da yine Türk sanatını ve sanatçılarının değerli eserlerini, eski izlerin bulunduğu anılarla yaşamak beni çok mutlu ediyor. Turizmde geçirdiğim 10 senenin ardından bu 10 yıl içerisinde tanıştığım, elimden tutan ve bana destek olan kişilerle beraber müşterisi veya tedarikçisi olduğum büyüklerim ve dostlarımla beraber bu açılışı yapmak büyük bir mutluluk.”

Toro Karaköy Art Gallery’nin açılışında şirket ortaklarının aile dostu Tenor Berk Özbek de yer aldı. Özbek, söylediği şarkılarla herkesi mest etti.
Galerinin açılışında misafirlere kokteyl hazırlığı ise Kadıköylü bir şirketten geldi. Alef Ocakbaşı ve Yeldeğirmeni Ev Yemekleri’nin işletmecisi İrem Nair’in Date Catering Organizasyon şirketinin hazırlığı, tüm davetliler tarafından beğeni topladı.
TORO KARAKÖY ART GALLERY’DE NELER OLACAK?
5 katlı, hatta bodrum katıyla beraber 6 katlı olan binanın giriş katı, bir sanat mağazası olarak kullanılacak. Burada hobi ve profesyonel amaçla üretim yapan seramik, çini, porselen, minyatür, suluboya vb. pahalı olmayan ve kolay taşınabilir ürünlerin satışı gerçekleştirilecek.

Üst katları ise kişisel ve karma sergi salonlarıyla beraber sanat atölyelerine ayrılacak. Örneğin, açılıştan önce sergisini açan sanatçı Pelin Toğrul’un kişisel sergisi, 15 Ocak 2023’e kadar devam edecek. Şu an bir katta ise Hacettepe Üniversitesi’nden seramik sanatçısı Doçent Doktor Hüseyin Özçelik’in, farklı uygarlıkların izlerini taşıyan seramik eserleri bulunuyor. Aynı katta eserlerini sergileyen Murat Küçükkayalı ise “Yaradılış” sergisini aşağıdaki cümlelerle açıkladı:

Yaradılış
Toprak doğada zaman içinde toplanarak bir araya gelir. Daha sora sıvı haldeyken bir kalıba dökülüp hafifçe sertleşir ve her biri sanatçının elinde farklı bir şekil alır. Yavaş yavaş kurur, pişer, derecesi artarak piştikçe ateş ona şekil verir.
Var ettiğim her eser aynı malzemeden, aynı hamurdan olmasına rağmen hiç biri birbirine benzemez, toprağa şekil verirken belirli bir amacım yoktur, bir çocuk gibi oynarım toprakla ve o anın enerjisi şekil alır. Bir tasarımcı değilim, yalnızca anı ölümsüzleştiriyorum. Eserlerime düz yüzeylerde üç boyut kattığım aynalarla insanı, mekanı eserin içine dahil ediyorum. Farklı açılardan bakıldığında eser kadar mekan da değişiyor, her mekanda yeniden yaşıyor. Eserlerim evimde, atölyelerimde, sergi mekanlarında, bienallerde, müzelerde yer aldı. Kimi insanların gönüllerine, kimi insanların evlerine girdim.
Eserlerimin bütününde, yaradılışın hikayesini anlatmaya çalıştım. Kimi toplum ve kitaplarda anlatıldığı gibi, insanoğlunun ilk insan Adem’in Tanrı tarafından yaratılması ve çamurla şekillendirilmesiyle başlayan yolculuğu tarih boyunca birçok aşamadan geçmiştir. Adem ilk kez var olduğunda sınırsız bir hakimiyete sahip tek varlık iken, aynı zamanda günümüze kadar insanoğlunun yaşadığı birçok deneyim ve gelişmeden mahrumdu. İşte ben; bu her tür yeniliğe ve dönüşüme hazır sınırsız gücün başlangıç noktasında, her bir yönden sonsuzluğa doğru yol alışı eserlerimde temsil ederken; eğilme, bükülme ve kapanmalar ile, gelecekteki deneyimlerin oluşturacağı dönüşümlerin ve sınırlandırmaların, yaradılışın kendi içindeki durumunu betimledim.

Bugün burada bulunmam, yoktan var ettiklerimiz, şekil verdiğimiz yaşamlar sayesindedir. Hiç bir şey tesadüf değildir. Ben de eserlerim sayesinde şuan burada olmaktan onur ve mutluluk duyuyorum. Biz var olmasak da, eserlerimiz mekanlarda yaşayacaktır. İnsanların gönüllerine, evlerine girdikçe bu serüven katlanarak artacaktır.













