Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Uluslararası Öğrencilerden Ebru Sanatına Hayranlık: “Benzersiz ve Kendine Özgü”

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Türkiye Bursları programıyla

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Türkiye Bursları programıyla eğitim alan Kazakistanlı Sandugaş Kels ve Azerbaycanlı Sabina Rasulova, Türkiye’de tanıştıkları ebru sanatının kendine özgü yapısına hayran kaldı. Geleneksel Türk sanatlarından biri olan ebru, onlar için sadece bir sanat dalı değil, aynı zamanda bir duygu ve felsefe yolculuğu oldu.

Ebru sanatının kökenleri Osmanlı Dönemi’ne kadar uzanıyor. Kitap süslemelerinden hat sanatına kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu geleneksel sanat, sabır ve teslimiyet gerektiren bir uğraş olarak biliniyor. Lale ve gül motifleriyle tasavvuf felsefesini yansıtan ebru, sanatçısının ruh halini ve çevresel etkenleri ünik bir biçimde yansıtma fırsatı sunuyor.

“Ebru Sanatı Bir Ahenk Sanatı”

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde doktora eğitimi alan Kazakistanlı Kels, ebru sanatıyla YTB tarafından düzenlenen bir atölye sayesinde tanıştı. Ebru yaparken bütün malzemelerin sıvı olmasına rağmen birbirine karışmadan bir ahenk yaratmasından büyülendiğini belirten Kels, bu sanata duyduğu ilgiyi şu sözlerle ifade etti:

“Teknede yer alan suların birbirine karışmadan özgün formlar oluşturması büyüleyici. Ebrunun tamamen doğal malzemelerle yapılması da ayrıca etkileyici.”

Kendi ülkesi Kazakistan’da ebruya benzer bir sanat dalı olmadığını belirten Kels, Türk sanatlarının içinde böylesine benzersiz bir geleneğe sahip olmanın kendisini mutlu ettiğini dile getirdi.

“Ramazan Bayramı Bütün Türk Dünyası İçin Birlik ve Beraberliktir”

Ramazan ayı deneyimleriyle ilgili de konuşan Kels, Türkiye’deki misafirperverliğin kendisini hiç yalnız hissettirmediğini ifade etti. Kazakistan’daki Jaramazan geleneğini anlatan Kels, çocukların kapı kapı dolaşarak ezbere şarkılar söylediklerini ve insanların onlara şeker, para gibi hediyeler verdiğini belirtti.

Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Azerbaycanlı Rasulova da, ebru sanatıyla Türk dizileri sayesinde tanıştığını ve bu sanatın benzersiz olmasının ona ayrı bir anlam kattığını belirtti. Rasulova, Türkiye’de ramazan ayının birleştirici etkisini şu sözlerle ifade etti:

“Buradaki ramazan coşkusu tam da dizilerde gördüğüm gibiydi. Sahurda davul sesleri, iftarlardaki birliktelik ve teravih namazları büyük bir dayanışmanın göstergesiydi.”

Ramazan Bayramı’nın Türk dünyasının ortak bir değeri olduğuna vurgu yapan Rasulova, “İnşallah böyle nice bayramları birlikte kutlayalım, Türk dünyasının gücünü hep birlikte hissedelim.” dedi.

Ebru sanatının Türk kültürü içinde nasıl bir yer edindiğini, ramazan ayının paylaşım ve dayanışma duygularıyla nasıl anlam kazandığını anlatan bu iki uluslararası öğrenci, Türkiye deneyimlerini unutulmaz bir anı olarak yanlarında götüreceklerini dile getirdi.