Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yakın Mesafe: Seda Dokumacı

Geçtiğimiz aylarda Loft Art’ta gösterilen iki büyük ölçekli portre, Seda

Geçtiğimiz aylarda Loft Art’ta gösterilen iki büyük ölçekli portre, Seda Dokumacı ’nın izleyiciyle kurduğu teması doğrudanlık ve ölçekte sınayan bir sunumdu. Sanatçı, siyah yüzeyden kazıma yöntemiyle beyazı ortaya çıkarıyor; rengi devre dışı bırakıp, ışık-gölge ilişkisini çalışmanın ana ekseni hâline getiriyor. Amaç, izleyicinin figürle göz hizasında ve fiziksel bir mesafede karşılaşmasını sağlamak.

Loft Art’taki yerleşimde portreler yan yana konumlandırıldı. Bu düzen, yalnızca bakışa değil, izleyicinin mekândaki duruşuna da müdahale etti. Büyük boyut, geri çekilmeyi zorlaştırıyor; figürlerin bakışları izleyiciyle kesintisiz bir temas kuruyor. Sanatçı, bu etkiyi “gündelik hayatta nadiren deneyimlenen bir duygunun fiziksel karşılaşmaya dönüşmesi” olarak tanımlıyor.

Teknik açıdan Dokumacı’nın siyah-beyaz kazıması, yüzeyde katmanlı bir çalışma gerektiriyor. Siyahın altındaki beyazın kontrollü biçimde açığa çıkarılması, yüz hatlarında heykelsi bir netlik yaratıyor. Rengin yokluğu, dikkati ifadeye ve yüzeydeki izlere yönlendiriyor.

Seda Dokumacı Yakın Mesafe

Portrelerdeki karakterler birebir tanıdık kişiler değil. Sanatçı genellikle gözlerden başlayarak çalışıyor; süreç ilerledikçe yüz, gerçek ile kurgu arasında bir yerde beliriyor. Tanıdık ama isim koyulamaz bu yüzler, izleyiciye kendi deneyimini projekte edebileceği bir alan bırakıyor. Bu yaklaşım, portreyi kimlik beyanı olmaktan çıkarıp ortak bir hafızanın yüzeyi olarak konumluyor.

Eserlerin üzerindeki kişisel alfabe, çalışmaya ikinci bir katman ekliyor. Çocuklukta geliştirilen ve başlangıçta yalnızca sanatçı tarafından çözülebilen bu yazı, bugün hem koruyucu hem de ifade edici bir araç işlevi görüyor. Figürün sessizliği korunurken, izleyiciye çözümlenmesi gerekmeyen ama varlığı hissedilen bir metin bırakılıyor. Böylece görsel okuma, dilsel bir okumayla kesişiyor.

“Yakın Mesafe”, iki portreye verilen bir ad olmanın ötesinde, sanatçının ölçek tercihinin, tekniğinin ve izleyiciyle kurduğu ilişkinin somutlaştığı bir alanı işaret ediyor. Empati burada duygusal bir anlatı değil; bakışların karşılaşması üzerinden kurulan yoğun bir deneyim. Çalışmalar, izleyiciyi tabloya bakmaktan çok, kendi bakışının sınırlarını fark etmeye davet ediyor.

Seda Dokumacı ’nın pratiği, Türkiye’de son dönemde kişisel anlatının evrensel bir dile çevrildiği geniş bir eğilimle de örtüşüyor. Az malzemeyle yüksek yoğunluk üretme stratejisi, resim ile performatif karşılaşma arasındaki çizgiyi inceltiyor ve izleme eyleminin kendisini tartışmaya açıyor.