Mabel Matiz’in konserinden çıktığımda üzerimde tarif etmesi zor bir hafiflik vardı. Hani bazı akşamlar olur ya; hiçbir şey değişmemiştir aslında ama siz biraz değişmişsinizdir. Birkaç saat önce taşıdığınız yük, aynı ağırlıkta değildir artık. Mabel Matiz ‘i her dinlediğimde bunu yeniden hissediyorum. Aynı şarkıları dinliyor olsam da, içimde bıraktıkları hiçbir zaman aynı olmuyor. Her konser, ruhuma başka bir yerden dokunuyor.
Dün gece Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda hissettiğim tam olarak buydu. Daha kapısından içeri adım attığım andan itibaren, sanki bütün düzen bizi Mabel Matiz’in kuracağı o dünyaya hazırlıyordu. Mabel Matiz’in şarkıları, yine binlerce insanın birbirinden habersiz taşıdığı duyguları aynı anda görünür kıldı. Kimi çocukluğuna döndü, kimi uzun zamandır susturduğu bir cümleyi mırıldandı, kimi ise sadece derin bir nefes aldı. Aynı sahneye bakıyorduk ama aslında herkes kendi hikâyesini dinliyordu.
Ben de öyle yaptım. Sonra bir an başımı çevirdim. Belki de mesleki refleks, tam da insanın kendini akışa bırakacağı anda devreye giriyor. Sahneye değil, sahnenin etrafına bakmaya başladım. Çünkü o an aklıma tek bir soru düştü: Ben ruhumu o geceye teslim etmişken, arka planda neler oluyordu? O an fark ettim ki sahnenin çevresinde hiç durmadan akan başka bir dünya vardı. Bir yanda her notanın aynı berraklıkla binlerce kişiye ulaşması için çalışan teknik ekip, diğer yanda ziyaretçileri yönlendiren görevliler… Güvenlik ekipleri kalabalığı görünmeden yönetiyor, temizlik personeli bir sonraki anı hazırlıyordu. Mabel Matiz ve sahne ekibi bize unutulmaz bir performans sunarken, sahnenin arkasındaki onlarca kişi de o performansın tek bir an bile sekteye uğramaması için aynı özenle çalışıyordu.
Belki de başarılı organizasyonların sırrı tam da burada saklı. Kendilerini fark ettirmiyorlar. Çünkü onları fark ettiğiniz an, çoğu zaman bir şeyler ters gitmiş oluyor. İBB Kültür AŞ tarafından işletilen Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda dün gece, bu görünmeyen düzen büyük ölçüde kusursuz işledi. Böylesine yüksek katılımlı organizasyonlarda küçük aksaklıklar kaçınılmazdır. Asıl farkı yaratan ise o aksaklıkların büyümesine izin vermemek. Görevli ekiplerin güler yüzlü ve çözüm odaklı yaklaşımı, ziyaretçilerle kurduğu sağlıklı iletişimle birleşince konser deneyiminin en görünmeyen ama en değerli parçalarından birine dönüştü.


Ve bir kez daha anladım ki “Harbiye seyircisi” denilen şey gerçekten var. Bu yalnızca aynı mekânda konser izleyen insanların oluşturduğu bir kalabalık değil; aynı şarkıda susabilen, aynı nakaratta tek bir ses olabilen, sanatçının kurduğu dünyaya saygıyla eşlik eden bir topluluk. Özellikle Mabel Matiz gibi dinleyicisiyle güçlü bir duygusal bağ kurabilen bir isim sahnedeyken, Harbiye’nin yıllar içinde oluşan konser kültürü tüm doğallığıyla ortaya çıkıyor.
Bununla birlikte, böylesine başarılı bir organizasyonda geliştirilebilecek birkaç nokta da vardı. Konser arasında özellikle fuaye ve tuvalet çevresinde, yapılan uyarılara rağmen sigara kullanımının önüne tam anlamıyla geçilemedi. Yoğunlaşan duman ve aynı alanda oluşan tuvalet kuyruğu, ziyaretçi deneyimini olumsuz etkileyen bir yoğunluk oluşturdu. Genel organizasyon başarısı düşünüldüğünde, bu alanın daha kararlı şekilde yönetilmesi, konser deneyimini daha eksiksiz hâle getirebilir.
Harbiye’de kusursuza yakın bir konser deneyimi yaşamamızı sağlayan başta Mabel Matiz ve sahne ekibi olmak üzere, organizasyona imza atan Atlantis Yapım’a ve Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda görev alan tüm İBB Kültür AŞ çalışanlarına gönülden teşekkür etmek gerekir.
Biz o şarkılara eşlik ederken, görünmeden çalışan onlarca insan, o gecenin ritmini koruyordu. Harbiye’nin yıllar içinde inşa ettiği konser kültürü de tam olarak bu emeğin üzerine kuruluyor. Belki de Harbiye’yi yıllardır özel kılan da bu. Sahnedeki alkış kadar, görünmeyen emeğe de aynı özeni gösterebilmesi. Bu yüzden bazı geceler yalnızca yaşanıp geçmez. Ardında uzun süre hissedilen bir iz bırakır.
