Geçtiğimiz ay yayımlanan kitaplar arasında dikkat çeken eserlerden biri de Kadıköy Modalı yazar, çevirmen ve opera sanatçısı Anais Martin’in çevirisiyle Tarihçi Kitabevi tarafından okurlarla buluşturulan “Yüce Cosima” oldu. Büyük ve romantik bir aşk hikâyesinin merkezindeki Cosima’nın yaşamını konu alan kitap, daha ilk sayfalardan itibaren okuru içine çekiyor. Eseri elinizden bırakmakta zorlanacağınızı söylemek abartı olmayacaktır. Kitabın tanıtım bülteninde yer alan şu ifadeler de bunun güçlü bir işareti niteliğinde:
“Onu, kişiliğini ve bu aşkı fazla tanımıyoruz. Kendisinden yirmi dört yaş büyük Wagner’e tutuldu. Bestecinin dikkatini çekmeyi başardı, onu ele geçirdi (baştan çıkardı). Cosima; önünü kesmeye çalışan Bavyera Kralı II. Louis, babası Franz Liszt ve kocası Hans von Bülow’un engelleme çabalarına karşın sonunda kocasını boşanmaya razı etti ve Wagner’in yasal karısı oldu. Wagner’e duyduğu ihtiras ve tutkunun gücüyle Münih sosyetesini dize getirdi. Wagnerler on dört yıl farklı, yüce denebilecek bir birliktelik yaşadılar. Cosima, kocasını tamamıyla etkisi altına alarak onu nadir bir bitkiyi korur gibi korudu, ihtimam gösterdi. Wagner’in klâsik müzik besteciliği yolundaki yeteneğini ona duyduğu büyük aşkla besledi, gelişmesini sağladı.
Ölüm Wagner’i Cosima’dan aldığında adetâ yaşayan bir ölüye dönmüştü ama, onu bir eser bekliyordu: Bayreuth Festivali’ni devam ettirmek. Çünkü bu festivali Wagner kurmuştu. O dönemin kadını olarak, yaşadığı dönemde olağanüstü başarılar elde ederek herkese meydan okudu. Sonunda inatla, bir başına her şeye karşı gelerek amacına ulaştı. Cosima, kimilerinin bakış açısına göre insanın sinirine dokunan, rahatsız eden birisiydi. Kimilerine göre ise karşısına çıkanları elde etmeyi başarıyordu. Françoise Giroud, bu kez bu ilginç hayatı anlatmayı seçti.”

